Uyuşturucu Bağımlılığı: Bireysel Değil, Toplumsal Tehdit
- ORDU ORT TV TELEVİZYON RADYO İŞLETMECİLİĞİ A.Ş.
- 3 Eyl 2025
- 2 dakikada okunur

Uzm. Dr. Ali Coşkun’dan Uyarı: Sessizlik Geleceğe İhanettir
Ordu Tabip Odası eski Başkanı Uzm. Dr. Ali Coşkun, uyuşturucu bağımlılığının sadece bireyleri değil, tüm toplumu ve ulusu tehdit ettiğini söyledi. Türkiye’de bağımlılıkla mücadelede yalnızca devletin değil, ailelerin ve toplumun da aktif rol üstlenmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.
Küresel ve Ulusal Tablo Kaygı Verici
Coşkun, dünyada ve Türkiye’de uyuşturucu kullanımının hızla arttığını, özellikle genç nüfusun risk altında olduğunu belirtti. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 300 milyon kişi en az bir kez yasa dışı madde kullandı. Yaklaşık 40 milyon kişi ise tedavi gerektiren bağımlılık düzeyinde.
Türkiye ise coğrafi konumu nedeniyle hem kullanım hem de geçiş yolu açısından kritik bir noktada. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı verileri, özellikle son yıllarda esrar, eroin, bonzai ve metamfetamin kullanımında artış olduğunu gösteriyor. TÜİK verileri, 15–24 yaş arasındaki gençlerde oranların yükseldiğini ortaya koyuyor.
Risk Faktörleri: Bağımlılık Çok Yönlü Gelişiyor
Uzm. Dr. Coşkun, bağımlılığın ortaya çıkmasında genetik yatkınlık, psikiyatrik hastalıklar, aile ilgisizliği, parçalanmış aile yapısı, işsizlik, kötü arkadaş çevresi ve internet üzerinden yasa dışı ticaret gibi faktörlerin etkili olduğunu söyledi.
Uyuşturucu kullanımı; HIV ve Hepatit C gibi bulaşıcı hastalıkların yayılmasına, ekonomik kayıplara, çevre kirliliğine ve organize suçların artmasına da zemin hazırlıyor. Sadece 2022 yılında Türkiye’de yaklaşık 1000 kişi, uyuşturucuya bağlı nedenlerle yaşamını yitirdi.
Mücadelede Ortak Sorumluluk: Devlet, Aile ve Toplum El Ele
Uzm. Dr. Coşkun, devletin en önemli kurumsal aktör olduğunu, emniyet güçlerinin operasyonları, AMATEM ve benzeri tedavi merkezleri, Milli Eğitim Bakanlığı projeleri ve İçişleri Bakanlığı’nın bilinçlendirme çalışmalarının sürecin temel taşları olduğunu vurguladı.
Ancak devlet çabalarının tek başına yeterli olmadığını belirten Coşkun, ailelerin çocuklarıyla güçlü iletişim kurması, güvenli bir ortam sağlaması ve erken farkındalık oluşturmasının bağımlılıkla mücadelede en etkili silah olduğunu söyledi. Toplumun da pasif değil, aktif olması gerektiğini; STK’lar, okullar, mahalleler ve iş yerlerinin gençleri koruyacak sosyal, kültürel ve sportif alanlar sunmasının hayati olduğunu ifade etti.
Belirtiler ve Erken Müdahale
Coşkun, ailelerin dikkat etmesi gereken uyarı işaretlerini şöyle sıraladı:
• Ani öfke patlamaları, içe kapanma
• Okul devamsızlığı
• Gözlerde kızarıklık, kilo değişimleri
• Uykusuzluk veya aşırı uyuma
• Gerçeklikten kopma, hayal görme, paranoya
• Şüpheli maddeler veya davranışlarla karşılaşma
Ailelerin suçlayıcı değil destekleyici yaklaşması, çocuklarla açık ve sevgi dolu iletişim kurması ve gerektiğinde profesyonel yardım alması gerektiğini vurgulayan Coşkun, gençlerin ancak ortak çabayla bu tehlikeden korunabileceğini söyledi.
“Uyuşturucuya Karşı Sessizlik, Geleceğe İhanettir”
“Uyuşturucu, vatanımıza kasteden bir canavardır. Bu tehdide karşı sessiz kalmak, sadece bağımlılara değil, tüm topluma zarar verir,” diyen Uzm. Dr. Coşkun, gençleri korumak için devlet, aile ve toplumun el birliğiyle hareket etmesi gerektiğini ifade etti.











