top of page

TEÇ-SEN’den Sert Çıkış: “Millete Kemer, Faize Trilyonlar”

TEÇ-SEN Genel Başkanı Ümit Demirel, ekonomi politikalarını ücretler, faiz, işsizlik ve hayat pahalılığı üzerinden eleştirdi: “Başarı halkın sofrasında görülür.”

Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası (TEÇ-SEN) Genel Başkanı Ümit Demirel, Türkiye ekonomisindeki gelişmelere ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Ekonomideki başarının açıklanan rakamlar ve hedeflerle değil, vatandaşın günlük hayatında yaşadığı değişimle ölçülmesi gerektiğini belirten Demirel, ekonomi yönetimine “Faize değil, insana hizmet eden bütçe” çağrısında bulundu.

Demirel, Türkiye’nin önünde iki farklı yol bulunduğunu savunarak, “Türkiye ya kalıcı yoksulluk düzenine razı olacak ya da adil ücret ve onurlu yaşam talebinde birleşecektir” dedi.

“EKONOMİNİN DİREKSİYONU KİM İÇİN DÖNÜYOR?”

Türkiye ekonomisinin uzun süredir yalnızca rakamlarla değil; vatandaşın sofrası, çalışanların maaş bordrosu, emeklilerin pazar çantası, gençlerin gelecek umudu ve kamu emekçilerinin alım gücüyle sınandığını ifade eden Demirel, ekonomi yönetiminin “dezenflasyon” söyleminin yaşanan geçim krizini çözmediğini söyledi.

Demirel şöyle devam etti:

“Ekonomide başarı, yalnızca enflasyon oranının birkaç puan düşmesiyle ölçülemez. Gerçek başarı, vatandaşın hayatında hissedilen iyileşmeyle ölçülür.

Eğer maaşlar kiraya yetmiyorsa, market sepeti dolmuyorsa, emekli pazara çıkamıyorsa, gençler bu ülkede gelecek kuramıyorsa, kamu çalışanı ay sonunu borçla getiriyorsa; hiçbir ekonomik program başarı hikâyesi olarak sunulamaz.”

Demirel, ekonomi yönetimine şu soruyu yöneltti:

“Türkiye ekonomisinin direksiyonunda olanlar, milleti ve ülkeyi müreffeh seviyelere çıkarmak için mi çalışmaktadır? Yoksa millete sürekli kemer sıktıran, faizi ve borcu büyüten, hedefleri tutmayan bir ekonomik modeli sürdürmek için mi uğraşmaktadır?”

“ÜÇ YILLIK PROGRAM MİLLETİN YARASINA MERHEM OLMADI”

2023 Haziran ayında iş başına gelen ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele iddiasıyla yeni bir program uygulamaya koyduğunu hatırlatan Demirel, aradan geçen yaklaşık üç yıllık sürecin vatandaşın günlük hayatında beklenen rahatlamayı sağlamadığını savundu.

Haziran 2023’te yıllık enflasyonun yaklaşık yüzde 38,21 olduğunu, üç yılın sonunda ise ifade edilen seviyenin yaklaşık yüzde 31,75 olduğunu kaydeden Demirel, aradaki farkın toplumun yaşadığı ekonomik sıkıntılar dikkate alındığında başarı olarak gösterilemeyeceğini söyledi.

Bu süreçte enflasyonun yüzde 75 seviyelerine kadar yükseldiğini, milyonlarca kişinin alım gücünün gerilediğini, kira ve gıda fiyatlarının kalıcı biçimde arttığını savunan Demirel, şunları söyledi:

“Üç yıl boyunca millete kemer sıktırıp, enflasyonu 38’den 31’e getirmeyi başarı diye anlatmak gerçekçi değildir. Çünkü bu süreçte milletin cebinden, sofrasından ve geleceğinden çok daha fazlası alınmıştır.”

“VATANDAŞ TEKNİK KAVRAMLARA DEĞİL MUTFAĞINA BAKIYOR”

Enflasyonun düşmesinin fiyatların gerilemesi anlamına gelmediğine dikkat çeken Demirel, fiyatların yalnızca daha yavaş arttığını belirterek vatandaşın gündemindeki soruları şöyle sıraladı:

“Kira maaşı yutuyor mu? Market sepeti doluyor mu? Çocuklar yeterli beslenebiliyor mu? Emekli pazara çıkabiliyor mu? Gençler bu ülkede hayat kurabiliyor mu? Kamu çalışanı ay sonunu borçsuz getirebiliyor mu?”

Demirel, bu sorulara olumlu yanıt verilemiyorsa “dezenflasyon süreci devam ediyor” açıklamasının vatandaşın yaşadığı sorunlara çözüm olmadığını söyledi.

“HEDEFLER TUTMUYOR, GÜVEN SORUNU DERİNLEŞİYOR”

Ekonomi yönetiminin açıkladığı enflasyon hedefleri, büyüme tahminleri, bütçe dengesi ve program öngörülerinin çoğu zaman gerçek hayatla örtüşmediğini savunan Demirel, “Millete üç yıldır sabır ve fedakârlık telkin eden ekonomi yönetimi, kendi hedeflerini neden tutturamamaktadır?” diye sordu.

Hedeflerin tutmamasının yalnızca ekonomik tabloları değil, toplumun geleceğe duyduğu güveni de etkilediğini belirten Demirel, hane halkının yaklaşık yüzde 45 enflasyon beklentisiyle yaşamasının resmî hedeflerle vatandaşın beklentileri arasındaki farkı ortaya koyduğunu ifade etti.

“TÜRKİYE BÜTÇESİ FAİZE TESLİM EDİLEMEZ”

Demirel’in açıklamasındaki en sert eleştirilerden biri faiz harcamalarına yönelik oldu. 2026 yılı bütçesinde faize ayrılması beklenen tutarın yaklaşık 2,7 trilyon lira seviyesinde olduğunu belirten Demirel, bu kaynağın üretim ve sosyal politikalarda değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

“Bu ülkenin kaynakları neden üretime, eğitime, tarıma, sanayiye, gençlere, emeklilere ve kamu çalışanlarına değil de faize akmaktadır?”

Demirel, 2,7 trilyon liralık kaynakla okulların fiziki altyapısının güçlendirilebileceğini, öğrencilere ücretsiz yemek programlarının yaygınlaştırılabileceğini, eğitim çalışanlarının ücret ve sosyal haklarının iyileştirilebileceğini, emekli aylıklarının artırılabileceğini söyledi.

“ÖNCE İSRAFIN KEMERİ SIKILMALIDIR.”

Aynı kaynakla çiftçiye mazot, gübre ve yem desteğinin artırılabileceğini, genç istihdam programları oluşturulabileceğini, sosyal konut projelerinin hızlandırılabileceğini, KOBİ’lere üretim odaklı finansman sağlanabileceğini ve depreme dayanıklı okul ile kamu binaları yapılabileceğini belirten Demirel, şöyle konuştu:

“Kemer sıkılacaksa, önce milletin değil, israfın kemeri sıkılmalıdır.”

GENÇ İŞSİZLİĞİ VE BEYİN GÖÇÜ UYARISI

Hayat pahalılığının yanı sıra gençlerin gelecek inancını kaybetmesinin de Türkiye açısından büyük bir tehlike olduğunu belirten Demirel, çalışmaya hazır gençlerin yaklaşık üçte birinin işsiz olduğunu ileri sürdü.

Gençlerin emeğinin karşılığını alamadığı, liyakate güvenmediği, ücretleriyle hayat kurmakta zorlandığı ve gelecek planı yapamadığı için yurt dışına yöneldiğini ifade eden Demirel; doktor, mühendis, akademisyen, teknisyen, öğretmen ve yazılımcıların başka ülkelerde gelecek aramasına dikkat çekti.

Beyin ve emek göçünün yanı sıra sermaye göçünün de gündeme geldiğini belirten Demirel, “İnsan da sermaye de aynı nedenle gider: Güven eksikliği” değerlendirmesinde bulundu.

“GENÇLERE NASİHAT DEĞİL, GELECEK SUNULMALI”

Türkiye’nin gençlerini ülkede tutabilmesi için kısa, orta ve uzun vadeli politikalara ihtiyaç olduğunu vurgulayan Demirel, gençlere yalnızca nasihat edilmesinin yeterli olmadığını söyledi.

Demirel, gençlere iş, gelir, liyakat, özgürlük, barınma, kariyer ve gelecek sunulması gerektiğini ifade etti.

“TÜRKİYE KENDİ KENDİNE YETEN ÜLKE OLMALI”

Türkiye’nin yeniden kendi kendine yeten, üretken ve güçlü bir ekonomik yapıya kavuşması gerektiğini belirten Demirel, bunun için faize dayalı, ithalata bağımlı ve yüksek maliyetli ekonomik anlayıştan üretim merkezli kalkınmaya geçilmesi gerektiğini savundu.

Sanayinin ithal ara malı, enerji, teknoloji ve dövize bağımlılığının üretim maliyetlerini artırdığını belirten Demirel; tarımda da mazot, gübre, yem, elektrik ve sulama maliyetlerinin çiftçiyi zorladığını ifade etti.

Demirel çözüm önerilerini; sanayide ara malı üretiminin artırılması, yüksek teknoloji yatırımlarının desteklenmesi, KOBİ’lere uygun finansman sağlanması, tarımın stratejik sektör ilan edilmesi, çiftçiye mazot, gübre, yem ve elektrik desteği verilmesi, hayvancılıkta yem üretimi ve mera ıslahının desteklenmesi, kooperatifçiliğin güçlendirilmesi, gençlerin tarım ve üretimde kalmasının teşvik edilmesi ve mesleki eğitimin sanayiyle uyumlu hale getirilmesi olarak sıraladı.

“Kendi kendine yeten ülke olmak sloganla değil; planla, üretimle, emekle, bilimle ve çiftçiye sahip çıkmakla mümkündür.”

“ÜCRET İLE HAYAT ARASINDAKİ BAĞ KOPTU”

Asgari ücret, kamu çalışanlarının maaşları ve emekli aylıklarının yaşam maliyeti karşısında eridiğini savunan Demirel, asgari ücretin artık yalnızca en düşük ücret olmaktan çıkarak genel ücret seviyesini belirleyen ölçü haline geldiğini söyledi.

Bu durumun orta sınıfı erittiğini ve çalışan yoksulluğunu kalıcılaştırdığını ifade eden Demirel, ücretlerin hedef enflasyona göre değil, gerçek yaşam maliyetine göre belirlenmesini istedi.

Kira, gıda, ulaşım, enerji, eğitim ve sağlık giderlerinin ücret politikalarında dikkate alınması gerektiğini belirten Demirel, “Çalışan insanın yoksul olduğu bir ülkede ekonomik model başarılı sayılamaz” dedi.

“TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDE İKİ YOL VAR”

Demirel, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal açıdan tarihsel bir tercihle karşı karşıya olduğunu savundu.

Birinci yolun yoksulluğun kalıcılaştığı, orta sınıfın yok olduğu, gelir dağılımının bozulduğu, gençlerin umudunu kaybettiği; faiz yükü, ithalata bağımlılık, işsizlik, düşük ücret ve göçün arttığı bir yapı olduğunu söyledi.

İkinci yolun ise “adil ücret, onurlu yaşam, üretim ekonomisi, güçlü sosyal devlet, liyakat, hukuk, gençlere umut ve kendi kendine yeten Türkiye” olduğunu ifade etti.

“Bizim tercihimiz nettir. TEÇ-SEN olarak biz; faize değil insana hizmet eden bütçeyi savunuyoruz. Emeği ucuzlatan değil, emeği yaşatan ekonomiyi savunuyoruz. Gençlerini kaybeden değil, gençlerine gelecek sunan Türkiye’yi savunuyoruz. İthalata bağımlı değil, kendi kendine yeten üretim ülkesini savunuyoruz. Yoksulluğu yöneten değil, yoksulluğu bitiren sosyal devleti savunuyoruz.”

EKONOMİ YÖNETİMİNE 10 MADDELİK ÇAĞRI

Demirel, açıklamasının son bölümünde ekonomi yönetimine yönelik taleplerini de sıraladı:

  1. Ücretler gerçek yaşam maliyetine göre belirlenmeli.

  2. Faize ayrılan kaynak azaltılarak üretime ve insana yatırım yapılmalı.

  3. Vergide adalet sağlanmalı, yük dar gelirlinin sırtından alınmalı.

  4. Genç işsizliğiyle mücadele için ulusal seferberlik başlatılmalı.

  5. Beyin göçünü önleyecek liyakatli, özgür ve adil çalışma düzeni kurulmalı.

  6. Tarım ve hayvancılık stratejik sektör ilan edilmeli.

  7. KOBİ’ler yüksek faiz altında ezilmemeli.

  8. Kamu harcamalarında tasarruf israftan başlamalı.

  9. Ekonomi yönetimi hedefleri konusunda hesap verebilir olmalı.

  10. Sosyal devlet güçlendirilerek emekli, öğrenci, çocuk, işsiz genç ve düşük gelirli aileler korunmalı.

“BAŞARI HALKIN SOFRASINDA GÖRÜLÜR”

Türkiye’nin çıkışının “adil ücret, onurlu yaşam, üretim ekonomisi, güçlü sosyal devlet, liyakat, adalet, hukuk ve gençlere umut” olduğunu belirten Demirel, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:

“Üç yıl boyunca millete kemer sıktırıp hedefleri tutturamayan bir ekonomi yönetiminin başarı hikâyesi yazması mümkün değildir.

Başarı, halkın sofrasında görülür. Başarı, emeklinin pazar çantasında görülür. Başarı, gencin ülkede kalma isteğinde görülür. Başarı, kamu çalışanının ay sonunu borçsuz getirmesinde görülür. Başarı, çiftçinin üretimde kalmasında görülür. Başarı, sanayicinin yatırım yapma cesaretinde görülür.”

“ADİL ÜCRET VE ONURLU YAŞAM İSTİYORUZ”

TEÇ-SEN Genel Başkanı Ümit Demirel, açıklamasını Türkiye’nin geleceğine ilişkin şu çağrıyla tamamladı:

“Türkiye önce şuna karar vermelidir: Yoksulluğun kalıcılaştığı, orta sınıfın yok edildiği, gençlerinin umudunu kaybettiği bir ülke mi olacağız; yoksa hep birlikte ‘adil ücret ve onurlu yaşam’ talebinde buluşarak çocuklarımız ve gençlerimiz için daha aydınlık bir Türkiye mi kuracağız?

Bizim cevabımız nettir: Adil ücret istiyoruz. Onurlu yaşam istiyoruz. Faize değil, insana hizmet eden bütçe istiyoruz. Gençlerine umut veren, üretimi önceleyen, emeği koruyan, kendi kendine yeten bir Türkiye istiyoruz.”

 
 
  • Facebook
  • X
  • YouTube
  • Instagram

Copyright 2012 - 2023 | ORT TV tarafından yapılmıştır. | Tüm Hakları Saklıdır | Designed By Farfarco

bottom of page