ORTA KARADENİZ KÜLTÜRÜ
- Yekta Aydın

- 6 gün önce
- 3 dakikada okunur

Sanırım 2005 yılının hüzünlü bir güz ayıydı. Gurbetçilerin oluşturdukları o yoğun kalabalık yerini beldede derin bir sessizliğe bırakmıştı. Ben o zaman Yeşilce'de belediye başkanıydım. O zaman Ordu Üniversitesi Dekanı Prof Cemil Yapar’dan aldığım bir telefonla heyecanlanmaya başladım.
Akademisyenlerden oluşan bir grubun kültürel ve tarihi araştırmalar yapmak üzere Yeşilce'ye geleceklerini öğrendim. Gelecek akademisyenleri tanımıyordum. Yeşilce halkının konukseverliğini gelen konuklarımıza göstermeliydik.
Ertesi gün herkes evlerinden bir şeyler getirdi. Yöresel ürünlerin tanıtımını sağlayacak ve konuklarımızı bu ürünlerle ağırlayacaktık.
Aralarında efsane tarih profesörü Bahattin Yediyıldız'ın da bulunduğu konuklarımızı Yeşilce'de karşıladık. Belki yirmi yirmi beş kişiden oluşuyorlardı.
O zaman ilkokulu olmayan Yeşilce Beldemizde bir de yüksek okulumuz vardı. Üstelik yüksek okulun Devrim tarihi derslerini de ben veriyordum. Branşım tarih olduğu için Bahattin hocayla daha da fazla diyalog kurmaya çalıştım.
Ama o da ne. Aralarında Perşembe İlköğretmen okulundan arkadaşım olan Sabri Yener de vardı. On yıllardır görüşmemiştik onunla. Akademik kariyerini tamamlayan değerli arkadaşım, Kayseri Erciyes Üniversitesinde dekanlığa yükselmişti. Değerli arkadaşım müzik konusunda aşama kaydetmişti. İlk işim bağlamayla Sabri Yener’i buluşturmak oldu. Yeşilce, o akşam kendiliğinden oluşan bir konserle mest olmuştu.
Katılımcılara, ilk çıkardığım "Gül dalı" adlı şiir kitabımı hediye etmiştim.
Geçenlerde okul arkadaşım araştırmacı yazar Avni İşbakan'la görüştüğümde öğrendim "ORTA KARADENİZ KÜLTÜRÜ" adlı kitapta adımın geçtiğini. Meğer efsane tarih profesörü sayın Bahattin Yediyıldız, hazırladığı bu kapsamlı kitabında bana ve Yeşilce Beldeme de yer ayırmış. Kendisine sağlıklı mutlu uzun ömürler diliyorum.
Kitaptaki ilgili bölümden:
" Sisin ve bulutların içinden çıktığımızda yol düzleşiyor ve biz dağların arasında kalakalmış küçük bir kasabaya varıyoruz. Yeşilce burası.
Yavadı, (Yeşilce) dağların arasında, çukurun içine saklanmış hüzünlü bir yer. Orta yerinde karşılıklı iki tane kahvehanesi ve bir tane bakkalı var. Bir de kahvelerin birisinin arkasına saklanmış "Ben Hür" adlı lokantası. Bizde kahvede oturan gruptan ayrılıp nicedir seyrettiğimiz ama içinde gezemediğimiz yeşilliklere kavuşmak için yokuşlardan birini tırmanıyoruz üç arkadaş...
Mezarlığı geçip tam da insansız doğanın başladığı yere ulaşıyoruz ki ne zamandır kendini saklayan Karadeniz yağmuru başlıyor. Gerisin geriye az önce tırmandığımız yokuşu iniyor, grubu meydandaki kahvelerden birinin çardaklı bahçesine sığınmış buluyoruz.
Yeşilce'de, altmış öğrencili bir yüksek okul var. Ve bizler o öğrenciler için yapılmış yurtlarda ( Sönmez Yılmaz Öğrenci Yurdu) misafir ediliyoruz. Grubun bir kısmı ise okulun uygulama otelinde kalıyorlar. Otel, iki katlı mütevazi bir yapı. Yörenin insanı bu her yere uzak yeri kalkındırmak için çırpınıyor besbelli ki, oteli de kimsenin desteği olmadan kendileri yapmışlar. İşte o otelin lokantasında toplanıyoruz akşam yemeği için.
Yemekte keşkek, pazı sarması, erişte, Tatar böreği, ev makarnası var. Bir de tevek sarması... Tevek, yaprağa benzeyen yabani bir ot. Pazı gibi sarılmış, sonra da yağda kızartılmış. Ağızda tende kadifenin yaptığına benzer bir his bırakıyor. Buruk ama güzel bir tadı var.
Burada da Yeşilce Belediye Başkanı Yekta Aydın tarafından ağırlanıyoruz. Başkanın bir de şiir kitabı var. Dedim ya hüzünlü bir yer bu Yeşilce. Başkan olsan da fayda etmiyor demekki. Dağların içinde, bulutlar yanağına kadar inmişken şair oluyorsun mecbur.
Başkan önce kısa bir konuşma yapıp kitabından bir şiir okuyor bizlere. Hani hemen hemen gittiğimiz her yerde öyle güzel ağırlanıyoruz ki, bir kuru teşekkür etmenin suçluluk duygusuyla mı bilmiyorum. Başkanın; " Kızan Kızana" isimli şiirinden şu iki mısra kalıyor aklımda.
"Gerek yurt içinde gerek dışında,/ Bedel ödemeden gezen gezene" Hani o kadar dizenin içinde bunu duyup hatırlamak başkana değil kendime dair bir hınzırlık sanırım."
Ordu Üniversitesi Dekanlığından emekli olan değerli arkadaşım Prof Sabri Yener'e hayırlı olsun diyor, yeni yaşamında sağlıklı huzurlu uzun ömürler diliyorum.
Yekta Aydın İstinye 08.01.2026












Yorumlar