Ordu’da Gastronomik Hafta Sonu
- Yusuf Can Erişen

- 12 Nis
- 3 dakikada okunur
Ebru Köktürk Koralı’nın gözünden Ordu: 48 saate sığan lezzet, tarih ve vizyon dolu bir keşif

Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ebru Köktürk Koralı, Dünya Gazetesi’nde yayımlanan “Ordu’da gastronomik hafta sonu” başlıklı yazısında, Karadeniz’in yükselen gastronomi destinasyonlarından Ordu’da geçirdiği 48 saati tüm detaylarıyla anlattı. Koralı’nın izlenimleri, şehrin mutfağından turizm vizyonuna kadar geniş bir perspektif sunuyor.

48 Saatlik Keşif: Lezzet ve Doğanın Buluştuğu Şehir
Geçtiğimiz hafta sonu gastronomi dünyasının yakından tanıdığı Adnan Şahin’in davetiyle Ordu’ya giden Koralı, şehirde ilk kez konaklamalı olarak vakit geçirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Geçen hafta sonu gastronomi dünyasının yakından tanıdığı sevgili dostum Adnan Şahin’in davetiyle Ordu’yu küçük bir grupla keşfettik. Ordu’da ilk kez konaklamalı bir 48 saat geçireceğim için çok heyecanla yola çıktım ve bu sürede çok güzel yerler gördüm, nefis yemekler tattım. Ordu Ticaret Odası Başkanı Levent Karlıbel ev sahipliğinde; Ordu ürünlerini ve mutfağını tanıtmak, turizm potansiyelini artırmak için yapılan çalışmaları yerinde gördüm.”
Ordu Mutfağına Aşinalık: Otlar, Gelenekler ve Yaratıcı Dokunuşlar
Koralı, Beykozlu kimliğiyle Ordu mutfağına yabancı olmadığını vurgulayarak bölgenin zengin bitki çeşitliliğine dikkat çekti:
“Beykozlu olarak Ordu mutfağına ve otlarına aşinayım. Sakarca, melocan, kaldirik başta olmak üzere karalahana, ısırgan, kuzu göbeği; bahar aylarında cumartesi kurulan Beykoz pazarında bolca yerini alır, Beykoz’da yaşayan Ordulular sevinçle alışverişlerini yaparlar. Ben de ot bulunca hemen alırım ama klasik tariflere uymadan kendi usullerimle pişiririm. Sakarcaya kuşkonmaz gibi yaklaşırım; fırında hafif karamelize mesela pek güzel olur. Ordu nüfusunun çok fazlası dışarıda, çoğunlukla da İstanbul’da yaşıyor. Birlikte çalıştığım birçok Ordulu arkadaşım ve Yalova Taş Evler kooperatifinde çok sevdiğim komşularım var.”
Karadeniz’in Korunan Kıyısı: Ordu’nun Denizle Güçlü Bağı
Ordu’nun doğasını koruyan yaklaşımı da Koralı’nın dikkatinden kaçmadı:
“Cumartesi sabahı uçaktan şehir merkezine giderken Orduluların 1994 yılında Karadeniz otobanına izin vermeyen haklı direnişinin ne kadar yerinde olduğunu anladım. Ordu diğer Karadeniz şehirlerinden farklı olarak denizle olan güçlü bağını koruyor, balıkçılık devam ediyor, plajlar yol boyu uzanıyor. İzmir kordonunu hatırlatan güzel kordonu hala cıvıl cıvıl. Pazar günü pidecilerde başlayan karşılaşmalar, kordon boyu yürüyüşleri geceye kadar sürüyor. Bütün Ordu Pazar sabahı yağlı pideye koşuyor ve herkesin birbirini tanıdığı, selamladığı şehir ritüeli gün boyu neşe ile devam ediyor.”
Fındığın Katma Değer Yolculuğu: Kybele Çikolata Örneği
Şehirdeki gastronomi girişimleri de dikkat çekici bulunuyor:
“Kafile benden bir gün önce gitmiş, kahvaltıya oturmuştu. Ordu Ticaret Odası Yelken Kulübünde nefis bir kahvaltı sofrası ile başladık, mutfaktan daha önce İstanbul Frankie’den tanıdığım Yeliz Yaman şef çıktı. Kahveler birkaç adım ileride Kybele Çikolata’da içildi. Sagra ile başlayan ve bize belki fındığı sevdiren çikolatalı ürünler bu kez bir gıda mühendisi hanımın, Sevim Yavuz’un zarif dokunuşları ve Ordu Büyükşehir Belediyesi desteği ile yüksek bir kaliteye dönüşmüş ve Kybele Çikolata markası doğmuş. Nutella bizim fındıkla uzayda takla atarken bu tarz girişimleri desteklememiz ve fındığı katma değerli ürünlerle piyasaya sunmamız şart gözüküyor. Ordu’da birçok marka var; katkısız, şekersiz, kakaolu fındık kreması üreten, denemenizi tavsiye ederim.”

Tarihle İç İçe Gastronomi: Taşbaşı ve Sarı Konak
Ordu’nun kültürel mirası gastronomiyle birleşiyor:
“Panellerin yapıldığı Taşbaşı Kilisesine geldiğimizde ise büyülendik adeta. 2000 yılında restore edilmiş olan kilise kültürel etkinlikler, sergiler için kullanılıyor, bu dönüşümün Ordu’ya katkısı çok olumlu. Taşbaşı kilisesi etrafında Ordu sivil mimarisinin en güzel örnekleri var, birçoğu turizm amaçlı kullanılıyor, Taşbaşı mahallesi sit alanı ve denize hakim. Altınordu Belediye Başkanı Ulaş Tepe Taşbaşı Mahallesine gözü gibi bakıyor, tertemiz ve şık bir mahalle yaratmış, gençlerin ilgisini çekecek işletmeler kurmuş. Tarihi yapıların içinde ders çalışan, sohbet eden gençleri bir arada görmek çok güzeldi. Yine tarihi yapılardan birinde ses kayıt stüdyosu gözüme çarptı, Ordu’nun sesini müziğini hayatına katmak isteyen müzisyenler için çok ilham verici buldum.
“Taşbaşı mahallesinin bir diğer yıldızı da Sarı Konak. Altınordu Belediyesi geçen yıl restorasyonunu bitirmiş ve Ordu mutfağını deneyimlemek isteyenlerin hizmetine sunmuş. Sarı Konak, 19. yüzyılda 1800’lü yılların sonuna doğru Ordulu Rum tüccar Kostas (Kosti) Efendi tarafından yapılmış. Kosti efendi patates ve fındık ithalat ihracatı yaparmış hatta Ordu’da patatese Gostil denmesinin sebebiymiş. Sarı Konak 6 metreye yakın tavan yüksekliğinde denize açılan salonları, Talat şefin yerel ürünleri kullanarak tasarladığı mutfak ile her şehirde görmek istediğimiz bir gastronomi deneyimi sunuyor.”
Cittaslow Perşembe: Kadın Emeği ve Doğal Lezzetler
Ordu’nun sakin şehirlerinden Perşembe de rotada yer aldı:
“Pazar günü CittaSlow Perşembe’ye geçtik. Perşembe yemyeşil kıyısıyla yol boyu müthiş manzaralar sundu. Vona Konak’ta Perşembe’nin kadınlarının elinden yöresel yemekler tattık, Belediye Başkanı Cihat Albayrak bize eşlik etti, yaza yetişecek Çamburnu feneri işletmesini gezdirdi. Vona limanı Karadeniz’in en iyi kış limanları arasında ve tarih boyunca denizciler için çok bilinen bir sığınak olmuş. Vona Konak Perşembeli kadınların buluşma noktası olduğu gibi yazarlar evi olarak da hizmet veriyor, çok iyi fikir.”

Gastronomi Buluşması: Geleceğe Dair Umut Veren Vizyon
Ziyaret kapsamında düzenlenen gastronomi buluşması da dikkat çekti:
“‘Köklerden Geleceğe Ordu Gastronomi Buluşması’ Adnan Şahin’in moderasyonunda Dr. Özge Samancı, Levent Veziroğlu, Kadir Kaymak, Reha Tartıcı, Emre Karaca, Rifat Pir ve bendeniz Ordu’da gördüklerimize ve sonrasında neler hayal ettiğimize odaklı konuşmalar yaptık. Dinleyicimiz boldu; canlarım Gül ve İbrahim Türkmen’i, vefalı dostum Fahri Akçay’ı dinleyiciler arasında görmekten çok mutlu oldum. Prof. Hüseyin Kaptan hocamızı rahmetle andım, Belma Baş’ın harika Ordu’da çektiği filmlerini hatırladım. Neşemiz yerindeydi ve umudumuz hep var.”












