Kadınların Yok Oluşudur
- EKREM KARADAĞ

- 5 gün önce
- 1 dakikada okunur

Duyuyor öğreniyoruz ki Afganistan da yönetimi ele geçiren çağdışı Talibanlar yeni anayasa yaparak en ağır yaptırımları kadınlara yönelik gerçekleştirmişlerdir. Kadınları burka içerisine tıkmaları yetmiyormuş gibi, sokağa çıktıklarında sesleri erkekler tarafından duyulmayacak, yalnız seyahat edemeyecek, bir iş kolunda çalışamayacak, en acı olanda kız çocukları okula gitmeyeceklerdir.
Ne yazık ki kadınların ölüm fermanıdır. Böylesi bir anlayıştan sağlıklı toplum yaratmak olanağı yoktur.
Eğitimden yoksun bırakıldığında kadınlar hiçbir meslekte çalışamayacaklar, ülkede kadın doktor, hemşire ve ebe olmayacaktır, kadın hastalandığında erkek doktorada gidemeyecektir. Hiç düşünmez misiniz apandis rahatsızlığı olan bir insana müdahale edilmediğinde onu ölüme terk etmek ve cinayet işlemekle eş değerdir.
Bu yüzdendir ki kız çocuklarının eğitimden yoksun bırakılmamaları dramatik ve klinik vakıadır. Papağan misali ezberlettiğiniz dualarla kadın ibadet yapacaktır, okuduğunu anlamadığı halde yapacağı eylemin ibadet olduğunu mu düşünüyorsunuz.
Müslümanların kadınlara yaptığı zulüm tarif edilemezken, Hindistan’da ineğe verilen değer ve duyulan saygı daha üstündür. Kapanmak, sakınmak, örtünmek, korunmak gibi kavramlar bir tanrı buyruğu ve yaptırımları ise;
Tanrı erkeklerin nasıl giyineceği hususunda tek bir kelime etmediği gibi, söz konusu kadınlar olunca tepeden tırnağa kadar sıralanma ihtiyacı doğmuştur. Aynı dine mensup erkeklerin bu denli rahat, kadınların ise bu kadar baskıya maruz kalmaları, tanrının fikri değil uyanık ve egemen Arap erkeklerin düşüncesi ve dayatmasıdır.
Söylemeye gerek yoktur ki, erkekler ve kadınlar arasında eşitsizlik düzenini var ettiğini söyleyen Tanrı değil Tanrı’yı o şekilde konuşurmuş gibi gösterenlerdir. Yüce olduğu söylenen Tanrı’nın eşitsizlik kaynağı olabileceğini düşünmek Tanrı fikrini küçültür.
M. Kemal ATATÜRK; yüzyıl öncesinde din içerisindeki bu tehlikeyi öngörmüş ve “İslamiyet yobazlara bırakılmayacak kadar mükemmel bir dindir” demiştir.
Bu coğrafyanın kadınları mesleklere, servete ve cinsiyete dayalı derin eşitsizliği yaşamak zorunda değillerdir. Bu nedenledir ki reform, Rönesans ve aydınlanma gerçekleştirilmelidir.











