“Emek, Eylem, Direniş Yaşasın Birleşik Kamu-İş!”
- ORDU ORT TV TELEVİZYON RADYO İŞLETMECİLİĞİ A.Ş.
- 15 Ağu 2025
- 3 dakikada okunur

Haber : Buse MERAL
Birleşik Kamu-İş üyeleri, hükümetin 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri kapsamında memurlar ve emeklileri için önerdiği zam oranını Ordu’da da Ceren Özdemir Meydanı’nda protesto etti.
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu üyesi Genel Sağlık İş Ordu İl Başkanı Ahmet Kayhan, burada yaptığı açıklamada, milyonlarca kamu emekçisi, emeklisi ve onların ailelerini ilgilendiren 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının taktiksel olarak son ana kadar sakladığı teklifini nihayet salı günü verdiğini söyledi.
Ahmet Kayhan, şöyle konuştu:
"Gülünç bile denemeyecek teklifteki oranlar, teklifin neden son günlere sıkıştırıldığının da anlaşılmasını sağlamıştır. Verilen teklifle memura açlık sınırı ile yoksulluk sınırı arasındaki alan reva görülmüş, ölümü gösterip sıtmaya razı etme taktiği devreye sokulmuştur. Kabul etmiyoruz.
Müzakere görünümlü müsamere
Sürecin en başından beri bu kez toplu sözleşme masasında Birleşik Kamu-İş olarak bizim de olduğumuzu belirtmiş, müzakere görünümlü müsamerelere geçit vermeyeceğimizi vurgulamıştık. Ne demiştik? Kamu emekçisinin hakkını, alın terini, umudunu, geleceğini sattırmayacağız. Şimdi karşımıza gelen teklif 'Biz satarız' demektir. Bu teklif kamu emekçisine de emeklisine de 'Daha da sürün' demektir. Bu sefalet teklifinin gerçek hayatta, gerçek enflasyon karşısında ve vicdanlarda karşılığı yoktur.
Birleşik Kamu-İş olarak bir kez daha ilan ediyoruz, olması gereken açıktır:
1- Taban aylığı katsayısı, aylık katsayısı, yan ödeme katsayısı, ek ödeme ve diğer maaş kalemlerinde önceki yıllardan kaynaklanan ve devredip duran kayıpların telafisi nedeniyle bu kalemlerde yüzde 72 artış kaçınılmazdır.
2- Ayrıca 31.12.2025 itibariyle taban aylığı katsayısı, aylık katsayısı, yan ödeme katsayısı, ek ödeme ve diğer maaş kalemlerinde ise; 2026'nın ve 2027'nin her yarısında yüzde 25 oranında artış, insanca ücretler almamız için şarttır.
Bu gerçeklerin yanından bile geçmeyen hiçbir teklifin milyonlarca kamu emekçisi nazarında kıymeti yoktur.
Biz hoşlarına gitmeyen bu gerçekleri söylediğimizde bize kendilerince bıyık altından gülüp “Bu rakamları nasıl kazanacaksınız?” diye soranlar oluyor, yol belli, cevap verelim:
Haklarımızı yedirmeyiz!
İnsani koşullarda çalışmak hakkımız. İnsanlık onuruna yaraşır ücretler almak hakkımız. Gelir adaleti, yaşanabilir ve haysiyetli memuriyet hakkımız. Bu hakları yedirmeyiz. Kamu emekçisinin emeğini, geleceğini masa oyunlarına kurban ettirmeyiz. Milyonlarca emekçinin hak arama ruhsatını nişan gibi göğsümüzde taşıyoruz, bu kıymetli sorumluluğun hakkını verecek ve masa oyunlarını bozacağız!
Sefalet teklifi
Türkiye'nin her yerinden bize bu sefalet teklifini yapanlara sesleniyoruz: Hodri Meydan! Gelin bakalım bir memur ailesinin evine bir günlük konuk olun. Kirasını, faturasını, evin gıdasını, mecburi giderleri bir hesaplayın bakalım ay sonunu getirmeye matematiğiniz yetecek mi! İddia ediyoruz, o evde 1 gün bile kalamazlar. Ama dayanamayacakları bu sefaleti bize 2 yıl boyunca dayatmaya çalışıyorlar! Olmaz öyle şey, olmayacak! TÜİK'in verdiği enflasyon oranları, vatandaşın cebini yakan krizin yarısını bile anlatmıyor.
Emek körü teklif!
Yarın hükümet bize verdiği teklifi yenileyecek. Buradan, kamuoyu önünde ilan ediyoruz ki: insanca bir teklif önümüze konmazsa tüm örgütlü irademizi ortaya koyacağız. Cuma günü önümüze başka bir sefalet teklifi koyulursa, utanç verici bu teklifte önceki dönemlerde yapıldığı gibi mikroskobik artışlar yapılıp müjde gibi sunulmaya çalışılırsa devlet dairelerinde hayat duracak, meydanlar bizim isyanımızla çınlayacak. Eğer hükümet, emek körü bu teklifi geri çekmezse pazartesi her yerde iş bırakacağımızı ve Ankara'da toplanıp Bakanlık önüne yürüyeceğimizi ilan ediyoruz. Ve bilinsin ki haklarımızı alana kadar vereceğimiz mücadelenin dozu giderek artacak.
Fatura kamu emekçisine kesiliyor
Uzun zamandır yanlış ekonomi politikalarında sürdürülen ısrar; çalışanın geçinemediği, çalışmak isteyenin iş bulamadığı, gelecek umudunu yitiren gençlerimizin yurt dışına gittiği, gıda fiyatlarının dahi günlük olarak arttığı, toplumun sadece bir avuç ayrıcalıklı zümresinin zenginleştiği bir iklim yaratmıştır. Şimdi bunun faturasının kamu emekçisine kesilmesine geçit vermeyeceğiz.
Bizim yolumuz belli
Hükümete sesleniyoruz: Gelin kendi itibarınızı da daha fazla yerden yere vurmayın. Ya akla, matematiğe, vicdana, hayatın gerçeklerine uygun bir zam teklifini önümüze getirirsiniz ya da önce Çalışma Bakanlığı'nın penceresinden ve televizyon kanallarından bizim isyanımızı, direnişimizi izlersiniz. Yarın siz kendi yolunuzu seçeceksiniz.
Bizim yolumuz bellidir, bu yolun hakkını vereceğiz.”











