"Dilimizi Kaybedersek Devletimizi de Kaybederiz"
- ORDU ORT TV TELEVİZYON RADYO İŞLETMECİLİĞİ A.Ş.
- 3 Ağu
- 5 dakikada okunur
TDED Genel Başkanı Ekrem Erdem, Ordu'da düzenlenen konferans ve genel kurulda Türkçenin korunmasının milli kimliğin ve devletin geleceği açısından hayati önem taşıdığını söyledi. TDED Ordu Şubesi Genel Kurulu'nda ise Nuri Kahraman yeniden başkan seçildi.

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED) Genel Başkanı Ekrem Erdem ve beraberindeki heyet, TDED Ordu Şubesi'nin organizasyonuyla Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen kahvaltılı toplantıda Ordu Valisi Muammer Erol, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler ve şehrin önde gelen isimleriyle bir araya geldi.
TDED Ordu Şube Başkanı Nuri Kahraman'ın açılış konuşmasıyla başlayan programda Genel Başkan Ekrem Erdem, "Dilimiz Kimliğimizdir" başlıklı konferans verdi. Programa TDED Genel Başkan Vekili Osman Kaymak, Genel Başkan Yardımcısı Faysal Atmaca, Yönetim Kurulu Üyeleri Habibe İskender Delibaş ve Ali Bekgöz'ün yanı sıra Basın İlan Kurumu Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Delibaş, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, kültür ve sanat insanları ile çok sayıda davetli katıldı.

"En Büyük Fakirliğimiz Dil Fakirliğidir"
Programın açılış konuşmasını yapan TDED Ordu Şube Başkanı Nuri Kahraman, dil konusundaki hassasiyetin her geçen gün daha da önem kazandığını belirterek dikkat çeken ifadeler kullandı.
Kahraman, şöyle konuştu:
"En büyük yaramız dil yarası, en büyük fakirliğimiz de dil fakirliğidir. Kelimelerimiz en az Süleymaniye gibi abide yapılarımız kadar önemlidir. Fiziki şartlar ve mekânlar dil aracılığıyla anlam kazanır. Bizler Ordu'nun somut güzelliklerini dil şuuruyla pekiştirmek için çaba gösteriyoruz. Şube olarak desteklemeyi planladığımız proje fikirlerimiz var. Anadil de tıpkı ana sütü gibi kıymetlidir; onun yerini hiçbir şey tutamaz."

"Her İşin Ana Sermayesi Dildir"
Konferansta konuşan TDED Genel Başkanı Ekrem Erdem, insanın değerinin dili kadar olduğunu belirterek konuşmasına başladı.
Erdem, şu ifadeleri kullandı:
"İnsan dilinin arkasında gizlidir." hadisi şerifini hiçbir zaman unutmamalıyız. Sözlüklerle Türkçe bilgimizi diri tutmamız gerekir. Kendi isminin ve soy isminin anlamını bilmeyen bir kişi kendini tanımakta ve anlatmakta yetersizdir. Kendi dilini bilmemek birçok başarısızlığın da en önemli sebebidir. Her işin ana sermayesi dildir. Büyük başarısızlıkların arkasında dili bilmemek, dili idrak edememek vardır. Yabancı dilleri öğrenebilmek dahi anadili iyi öğrenmekle mümkündür."

"Dil En Güçlü Silahtır"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın uluslararası platformlarda kullandığı söylemlerin dilin gücünü ortaya koyduğunu ifade eden Ekrem Erdem, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Cumhurbaşkanımızın 'One minute' çıkışı, dilin gücüne dair en önemli örneklerden biridir. Dil en güçlü silahtır. Bu gücü Siyonistler kullanıyor ama biz kullanmıyoruz. Müslüman demeyi terörist demekle yan yana getiren Siyonist zihniyeti dilimizi doğru öğrenerek yıkabiliriz. Bu da en güçlü silahı kuşandığımız anlamına gelir. Dil olmadan devlet olmaz. Devletleri kuran milletlerdir ama devleti yaşatan dildir."
"Selam Bütün Kapıları Açar"
Toplumda selamlaşma kültürünün giderek zayıfladığına dikkat çeken Ekrem Erdem, bunun da dil bilincinin kaybolmasının bir sonucu olduğunu söyledi.
Erdem şunları kaydetti:
"Selam verme cesaretimizi kaybettik. Oysa bütün dillerde selam dua anlamına gelir. 'Selamünaleyküm' deme cesaretini kaybettiğimiz için bu durum şuursuzluğa dönüşüyor. Selam, iletişimin baş tacıdır. Derneğimiz topluma dil şuuru yerleştirmek amacıyla kurulmuştur."
"Dilimizi Kaybedersek Devletimizi de Kaybederiz"
Konferansın ardından Boztepe Kitap-Kahve'de gerçekleştirilen TDED Ordu Şubesi Olağan Genel Kurulu'nda da konuşan Genel Başkan Ekrem Erdem, Türkçenin korunmasının milli kimliğin korunması anlamına geldiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Şimdi bakın; dilimiz kimliğimizdir. Dilimiz yoksa, kimliğimizi korumazsak şansımız da yoktur. Dil yoksa millet de yoktur. Devletleri kuran milletlerdir ancak devletleri yaşatan dildir. Bugün farkında olsak da olmasak da görünmeyen bir savaş dil üzerinden yürütülüyor. İşgalciler bir ülkeyi işgal ettiklerinde ilk olarak o ülkenin dilini değersizleştirmeye çalışırlar. Biz işgale uğramadık ancak ne yazık ki kendi dilimizi değersizleştirdik. Dilimizin ve kelimelerimizin kıymetini bilmiyoruz. Dilin zayıflaması nedeniyle nesiller artık birbirleriyle anlaşamıyor. Önceleri dede ile torun anlaşamıyordu, şimdi ise baba ile oğul, anne ile kız anlaşamıyor. Çünkü dilimiz çok hızlı bir şekilde tahrip ediliyor."
"Filistin Meselesine Bir de Dil Açısından Bakın"
Dilin yalnızca iletişim aracı değil, aynı zamanda güçlü bir mücadele unsuru olduğunu ifade eden Erdem, Filistin örneği üzerinden şu değerlendirmelerde bulundu:
"Dil aynı zamanda bir silahtır. Bugün Filistin meselesini konuşuyoruz ancak bu meseleye bir de dil açısından bakmak gerekir. Filistin'de yaşananları basında kullanılan yeni ifadelerle masumlaştırmaya çalıştıklarına hepimiz şahit oluyoruz. Allah Cumhurbaşkanımızdan razı olsun. Cumhurbaşkanımız bir kelime kullandı ve emin olun bu kelime Siyonistler üzerinde birçok sözden daha etkili oldu. Hangi kelimeyi kullandı? 'One minute' kelimesini kullandı."

"Dile Hâkim Olan, Silah Kullanan Kadar Güçlüdür"
Dilin savaşlarda ve siyasette belirleyici güç olduğuna dikkat çeken Ekrem Erdem, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Dile hâkim olan kişi, silah kullanan kişi kadar etkili ve güçlü olabilir. Geçmişte ordular, karşılarındaki askerlerin maneviyatını ve moralini bozarak onları savaşa girmeden önce etkisiz hale getirmeye çalışırdı. Dilin ve hitabetin silahtan daha etkili olabileceğini biliyoruz. Siyasette ve savaşlarda en iyi hatipler yönetimde de etkili olmuş kişilerdir."
"Türkçeyi Doğru Kullanmak Hepimizin Görevi"
Türkçenin korunmasının yalnızca eğitimcilerin değil, toplumun ortak sorumluluğu olduğunu belirten Erdem, şu ifadeleri kullandı:
"Değerli dostlar, bugün dilimizi muhafaza edemezsek yarın devletimize de sahip çıkamayız. Bu nedenle dilimizi koruma konusunda hepimize önemli görevler düşüyor. Bu görev yalnızca akademisyenlerin veya eğitimcilerin değildir. Herkesin bu meselenin bir ucundan tutması gerekiyor. En azından Türkçeyi doğru kullanmamız gerekiyor. Peki bugün Türkçeyi doğru kullanıyor muyuz? Maalesef kullanmıyoruz. Kurduğumuz hemen her cümlede bir veya iki yabancı kelimeye yer veriyoruz."
"Türkçe Tabelalar Azınlıkta Kaldı"
Şehirlerde yabancı dildeki iş yeri isimlerinin hızla arttığını söyleyen Erdem, bunun doğru olmadığını belirterek şunları söyledi:
"Şehirleri dolaştığımızda tabelaların durumunu açıkça görebiliriz. Eskiden 'Kaç tane yabancı kelime kullanılmış?' diye düşünürdük. Şimdi ise 'Kaç tane Türkçe tabela kalmış?' diye sormamız gerekiyor. Çünkü Türkçe tabelalar maalesef azınlıkta kaldı. Bu tür işletmelere hep birlikte 'otel' diyoruz. Ancak işletmelerin isimlerini yabancı dilde koymasını çok ahlaki bulmuyorum. Bir insan işletmesinin adını neden İngilizce koyar? Daha fazla müşteri kazanmak için. Bu da bana göre bir kandırmacadan başka bir şey değildir. Siz hizmetinizi iyi verin ve kaliteli bir ürün ortaya koyun. Allah'ın izniyle müşteriniz zaten artacaktır. Bu tür yanlış yaklaşımlara ihtiyaç yoktur."
"Önce Dili Korumalıyız"
Derneğin varlık nedeninin Türkçeyi korumak olduğunu ifade eden Erdem, sözlerini şöyle tamamladı:
"Derneğimiz Türkiye'nin varlık sebebidir. Önce devleti korumak istiyorsak, savunmak istiyorsak savunmaya dilden başlamak lazım. Dili kaybedersek devletimizi kaybederiz. Dili kaybedersek kendimiz değer kaybederiz. İnsanın değeri dili kadardır. Devleti de devlet yapan, devleti kuran milletlerdir ama devleti koruyan, kollayan kesinlikle dildir."
"Türkçe Bilmeyen Yabancı Dil Öğrenemez"
Türkçenin eğitimde temel ders olması gerektiğini vurgulayan Ekrem Erdem, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Efendim Türkler yabancı dil öğrenemiyorlar. Niye öğrenemiyorlar? Bir tek sebebi var; Türkçe bilmiyorlar da ondan. Türkçe'yi bilmeyen İngilizce öğrenemez, Almanca öğrenemez, matematik öğrenemez. Türkçe'yi bilmeyen dinini de öğrenemez. Önce Türkçe... Türkçe baraj dersi olmalıdır. Türkçe'den geçmek biraz zor olmalı. Eğer çocuklarımızı hayata hazırlamak istiyorsak öncelikle Türkçe'yi doğru öğretmek durumundayız. Türkçe'yi doğru öğrenen diğer derslerinde de başarılı olur."
"F Klavye Dünyanın En Bilimsel Klavyelerinden Biri"
Konuşmasının sonunda F klavyenin önemine de değinen Erdem, şu ifadeleri kullandı:
"Baktık ki F klavyede de dilimiz dışlanıyor. Bilgisayarların üzerinde İngilizce ifadeler var. Türkçe'nin suyu mu çıktı? Kavşaklarda 'Geç', 'Dur' yerine yabancı ifadeler kullanılıyor. Türkçe ne kadar güzel. F klavye dünyanın en bilimsel klavyelerinden biridir. Hızlı yazmak istiyorsanız F klavye kullanacaksınız. İster İngilizce yazın, ister Farsça, ister Arapça..."

Nuri Kahraman Yeniden Başkan Seçildi
Konferans programının ardından Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED) Ordu Şubesi Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi. Genel kurul sonucunda mevcut Başkan Nuri Kahraman, üyelerin oylarıyla yeniden başkan seçilerek güven tazeledi.
Boztepe Kitap-Kahve'de gerçekleştirilen genel kurul, TDED Ordu Şube Başkanı Nuri Kahraman'ın açılış konuşmasıyla başladı. Divan Başkanlığını Karacaömer İlkokulu Müdürü Abdurrahman Murtazaoğlu'nun yaptığı genel kurula, Ordu'nun kültür ve sanat camiasından çok sayıda şair, yazar ve davetli katıldı.
Genel kurula Ordu Valisi Muammer Erol, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, Basın İlan Kurumu Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Delibaş, Basın İlan Kurumu Ordu Bölge Müdürü Nedim Engin, Büyükelçi Yavuz Selim Kıran, TDED Genel Başkanı Ekrem Erdem, Genel Başkan Vekili Osman Kaymak, Genel Başkan Yardımcısı Faysal Atmaca, Yönetim Kurulu Üyeleri Habibe İskender Delibaş ve Ali Bekgöz, Karadeniz Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Erdoğan Erişen ile Ordu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Recep Aydın da katıldı.
Program kapsamında Genel Başkan Ekrem Erdem, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler'i de ziyaret ederek kültür ve sanat çalışmaları üzerine görüş alışverişinde bulundu. Ordu programı, Başkan Güler'in davetiyle gerçekleştirilen tekne gezisiyle sona erdi.












