Angın’dan “Erken Uyarı” Çıkışı: “Çocukları Koruyalım Derken Gözetlemeyelim”
- ORDU ORT TV TELEVİZYON RADYO İŞLETMECİLİĞİ A.Ş.
- 2 gün önce
- 3 dakikada okunur
DEVA Partisi Ordu İl Başkanı Ayhan Angın, okullarda planlanan erken uyarı sistemine şartlı destek verdi: “Sistemin merkezinde kamera değil, çocuk olmalıdır.”

Okullarda güvenliği artırmak amacıyla gündeme gelen yapay zekâ, kamera ve erken uyarı sistemleri tartışmasına DEVA Partisi Ordu İl Başkanı Ayhan Angın da katıldı. Angın, teknolojinin doğru kullanıldığında eğitime katkı sağlayabileceğini ancak çocukların sürekli izlendiği ve “riskli” olarak sınıflandırıldığı bir modele dönüşmemesi gerektiğini söyledi.
Çocukların, öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin daha güvenli ortamlarda bulunmasına kimsenin karşı çıkamayacağını belirten Angın, tartışmanın yalnızca “hangi teknoloji kullanılacak?” sorusu üzerinden yürütülmesini yanlış buldu. Asıl sorgulanması gerekenin okullardaki şiddet ve güvenlik sorunlarının kaynağı olduğunu vurguladı.
“ÖĞRETMENİN YANINDA OLMALI, YERİNE GEÇMEMELİ”
Öğretmenlerin öğrencilerindeki davranış değişikliklerini çoğu zaman ilk fark eden kişiler olduğunu hatırlatan Angın, okul yöneticilerinin de öğrenci, veli ve öğretmenler arasındaki sorunlarla her gün karşı karşıya kaldığını söyledi.
Öğretmenin mevcut yükünün azaltılması gerekirken yeni sorumluluklar eklendiğine dikkat çeken Angın, şimdi bunların yanına yapay zekâ, kamera ve erken uyarı sistemlerinin geldiğini belirtti.
Teknoloji kullanımına karşı olmadıklarının altını çizen Angın, “Teknoloji öğretmenin yerine değil, öğretmenin yanında olmalıdır” dedi.
Bir kameranın kavganın başladığını tespit edebileceğini ancak o kavganın arkasındaki akran zorbalığını, ailevi problemleri, ekonomik sıkıntıyı, dışlanmayı, psikolojik baskıyı veya öğrencinin okuldan kopuşunu tek başına çözemeyeceğini belirten Angın, eğitimin yalnızca görüntülerden ibaret olmadığını ve temelinde insana dokunmanın bulunduğunu vurguladı.
“ÖĞRENCİYİ Mİ İZLEYECEĞİZ, SORUNU MU ÇÖZECEĞİZ?”
Angın’ın üzerinde durduğu en önemli konulardan biri de kurulacak sistemin hangi amaçla kullanılacağı oldu.
Öğrencileri sürekli izleyen ve davranışlarına göre onları “riskli” olarak sınıflandıran bir sistem ile sorun yaşayan öğrenciyi erkenden tespit ederek destekleyen eğitim modeli arasında büyük fark bulunduğunu belirten Angın, ilkinin gözetim anlayışına dönüşebileceği uyarısında bulundu.
Yapay zekâ algoritmalarının hata yapabileceğine de dikkat çeken Angın, yanlış çalışan bir sistem tarafından “riskli” olarak işaretlenen öğrencinin damgalanabileceğini ifade etti.
Bu nedenle kişisel verilerin nasıl korunacağı, algoritmaların hangi kriterlerle çalışacağı, verilere kimlerin erişeceği ve öğrencilerin haklarının nasıl güvence altına alınacağının açıkça ortaya konulmasını isteyen Angın, “Güvenlik adına özgürlük ve mahremiyet feda edilmemelidir” dedi.
“ŞİDDET SADECE OKULLARIN SORUNU DEĞİL”
Okullardaki şiddetin toplumdaki genel tablodan bağımsız değerlendirilemeyeceğini savunan Angın, sokaklarda yaşanan olayları, güvenlik ve koruma görevlilerine rağmen hastanelerde sağlık çalışanlarının uğradığı saldırıları ve kamu kurumlarındaki gerilimleri örnek gösterdi.
Bütün bunların şiddetin yalnızca okullara özgü olmadığını gösterdiğini belirten Angın, çözümün neden öncelikle çocukların bulunduğu alanlarda kamera ve yapay zekâ üzerinden arandığını sorguladı.
Çocukların toplumun aynası olduğunu ifade eden Angın, toplumdaki şiddetin nedenleri araştırılırken aile, eğitim ve gençlik politikalarının yanı sıra psikolojik danışmanlık hizmetlerinin, sosyal politikaların ve hukuk sisteminin caydırıcılığının da birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“KAMERA TAKMAK KOLAY, GERÇEK ÇÖZÜM DAHA ZOR”
Kamera ve yapay zekâ sistemlerinin kamuoyuna “bir şeyler yapılıyor” mesajı vermenin görünür ve kolay bir yöntemi olabileceğini savunan Angın, kalıcı çözümün ise çok daha kapsamlı politikalar gerektirdiğini belirtti.
Angın’a göre okullarda daha fazla psikolojik danışmana ve daha güçlü rehberlik hizmetlerine ihtiyaç bulunuyor. Öğretmenlerin gereksiz bürokratik yükünün azaltılması, sosyal hizmet desteğinin güçlendirilmesi, aile-okul iletişiminin geliştirilmesi ve çocukları okuldan koparan sorunların erken aşamada belirlenmesi gerekiyor.
Şiddetle mücadelede yalnızca olay gerçekleştikten sonraki sonuçlara değil, şiddeti doğuran nedenlere de odaklanılması gerektiğini vurguladı.
“SİSTEMİN MERKEZİNDE KAMERA DEĞİL, ÇOCUK OLMALI”
DEVA Partisi’nin erken uyarı sistemi kurulmasına karşı olmadığını özellikle belirten Angın, doğru tasarlanması halinde teknolojinin eğitim sistemine önemli katkılar sunabileceğini söyledi.
Ancak sistemin merkezine kamera ve alarmın değil, çocuk, öğretmen ve rehberlik hizmetlerinin yerleştirilmesi gerektiğini savunan Angın, yaklaşımını şu sözlerle ortaya koydu:
“Merkezinde kamera değil, çocuk olmalıdır. Merkezinde alarm değil, öğretmen ve rehberlik hizmeti olmalıdır. Merkezinde gözetim değil, erken destek olmalıdır.”
Bir öğrenciyi “tehlikeli” olarak etiketlemek yerine “Bu öğrencinin neye ihtiyacı var?” sorusunun sorulması gerektiğini belirtti.
“GÜVENLİ OKUL SADECE KAMERAYLA OLMAZ”
Çocukları korumanın yalnızca okul kapısına güvenlik sistemi yerleştirmekle mümkün olmayacağını ifade eden Angın, çocuğun evi, okulu, sosyal çevresi ve psikolojik dünyasının bir bütün olarak değerlendirilmesini istedi.
Teknolojinin yardımcı olabileceğini, kameranın kayıt tutabileceğini ve yapay zekânın alarm verebileceğini söyleyen Angın, çocuğun hayatına dokunacak unsurun yine insan olduğunun altını çizdi.
Türkiye’nin daha fazla gözetimden önce daha fazla rehberliğe, daha fazla alarmdan önce daha fazla iletişime, daha fazla kameradan önce daha güçlü öğretmen ve psikolojik danışman desteğine ihtiyacı olduğunu söyledi.
Erken uyarı sisteminin temel sorusunun “Kim tehlikeli?” değil, “Bu çocuğu tehlikeli bir duruma sürükleyen ne?” olması gerektiğini belirten Angın, açıklamasını şu mesajla tamamladı:
“Güçlü eğitim sistemi, olay olduktan sonra alarm veren değil; olay olmadan önce çocuğun yanında olabilen sistemdir.”











