top of page

12 MART’IN PERDE ARKASI: 9 Mart Darbe Girişimi Olmasaydı Muhtıra Olur Muydu?

Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Türkiye siyasi tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olan 12 Mart 1271 Muhtırası’nı ve öncesinde yaşanan "9 Mart" bilinmezini kaleme aldı. Günay'a göre 12 Mart, aslında radikal bir darbeyi önleyen karşı bir hamleydi.

Yarım yüzyıl önce bugün, Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı ile Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanları, parlamentoya ve hükümete karşı ortak imzalı bir “muhtıra” yayınladı. Komutanlar, ülkenin anarşi ve ekonomik huzursuzluk içinde olduğunu ileri sürerek “partilerüstü bir hükümet” kurulmasını, aksi halde idareyi doğrudan ele alacaklarını bildirdiler. O gün öğle ajansında okunan bu metin, Başbakan Süleyman Demirel’in istifasıyla sonuçlanan süreci başlattı.

"Kısa Sürede Pişman Olacakları Bir Yanılgı İçindeydiler"

Muhtıra ilk anlarda ilginç bir şekilde muhalefetin çoğunluğu ve bazı sol çevreler (TÖS, DİSK, Dev-Genç gibi) tarafından olumlu karşılandı. Hatta İlhan Selçuk ve Uğur Mumcu gibi isimler muhtırayı "devrimci bir adım" olarak nitelendirdi. Ancak bu desteğin arkasında büyük bir bilgi eksikliği yatıyordu. Sol cenahtan sadece İsmet İnönü ve Behice Boran sürece temkinli yaklaştı. Muhtıranın asıl hedefi, 9 Mart’ta yapılması planlanan başka bir darbeyi engellemekti.

9 Mart Planı ve Kod Adlı Komutanlar

9 Martçılar; parlamenter sistemin Türkiye’yi kalkındıramayacağına inanıyor, Milli Demokratik Devrim (MDD) hayali kuruyordu. Bu grubun içinde ordu üst kademesinden isimler de vardı: Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler “Selim Bey”, Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur “Yavuz Bey” kod adlarıyla bu planın parçasıydı. Ancak Genelkurmay her şeyden haberdardı. 12 Mart Muhtırası, bu radikal kanadın önünü kesmek için atılmış bir adımdı.

Sol Gösterip Sağ Vurdular!

Muhtıranın ardından dengeler hızla değişti. 9 Mart hazırlığıyla ilgili 35 subay emekliye sevk edildi. Muhtırayı "devrim" sananların aksine, süreç özgürlüklerin kısıtlanmasıyla devam etti. Deniz Gezmiş ve arkadaşları yakalandı, İsrail Konsolosu Efraim Elrom’un öldürülmesiyle operasyonlar şiddetlendi. Reform vaadiyle yola çıkan Nihat Erim hükümeti, tümüyle güvenlik odaklı bir yapıya dönüştü.

Faturayı Gençler Ödedi, Generaller Konforlu Yaşadı

Ertuğrul Günay, 12 Mart döneminin ülkeye büyük zarar verdiğini vurguluyor: "Asılsız suçlamalarla aydınlar tutuklandı, üç genç insan siyasi bir hırsın kurbanı olarak idam edildi." Günay’ın analizindeki en çarpıcı nokta ise şu: 9 Mart darbe girişiminin önderleri olan komutanlar daha sonra cumhurbaşkanı adayı olurken, onlara inanan gençler canlarıyla bedel ödedi.

Mehmet Ali Aybar’ın dediği gibi: "Şiddet ve anarşi hep sağcılaşmanın, otoriterleşmenin işine yaradı." Muhsin Batur’un anılarındaki saptama ise ibretlik: "Askeri müdahaleyi bazen hem aşırı solcular hem iş çevreleri ister. Sonuçta solcular kaybeder, iş çevreleri kazanır."

Yazının tamamı için tıklayınız:

 
 
  • Facebook
  • X
  • YouTube
  • Instagram

Copyright 2012 - 2023 | ORT TV tarafından yapılmıştır. | Tüm Hakları Saklıdır | Designed By Farfarco

bottom of page