Yürü bildiğin yolda, ölümden öte ne var!
- Birol Öztürk

- 25 May
- 2 dakikada okunur

Ata, ömrü hayatında bir kere evlendi, Latife Hanım’la… İki buçuk sene kadar sürdü bu evlilik ve çocukları olmadı…
Ata, hiç çocuksuz, sekiz çocuklu bir babadır.
Tam sekiz manevi çocuğu vardır Ata’nın; ikisi erkek, altısı kız…
Sabiha
Afet
Rukiye
Nebile
Zehra
Ülkü
Abdurrahim
Mustafa
Ata, manevi evlatlarını ilkokul çağında İsmet İnönü’nün çocuklarının da okuduğu Çankaya İlkokulu’na kaydettirdi, İlkokulu da beş yıl, zorunlu kıldı.
Ata’nın “zorunlu” luğunda okul kapılarına kilit vurmak yoktu.
“Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir” di ve son nefesine kadar da sözünün arkasındaydı Ata…
İster Ata’nın, İster İsmet Paşa’nın çocuğu ol, hiç fark etmezdi; devlet işin içindeyse kimse üstün değildi kimseden. Torpil, kayırma, biat, ayrıcalık yoktu ve zinhar olmayacaktı.
Ata, çocukları çok severdi, çok düşkündü. Bacısı Makbule “çocuk ya da fidan fark etmez, boy atan her şeyi çok sever” der, Ata’dan ötürü.
Harbiden de öyledir; çocukları sever ve fidanlar diker, diktirirdi Ata. O fidanlar büyüyüp de ağaç olana kadar gelip gider bakardı. Bin yılda yetişen o muazzam doğanın, maden bilmem ne uğruna bir günde talan edilmesi fikri “vatana ihanet” ti, en netinden. Hele ki okulu kapatılan ve bunu protesto eden çocuklarına eziyet edilmesi ihtimali…
“Atatürk” diye soyadı almak ve “Cumhuriyet Halk Fırkası” diye parti kurup da devrim yapmak, çocukları ve ağaçları sevmek, ömrünün son günlerinde, canını hiçe sayıp da Misak-i Milli yeminine rağmen anayurda dahil edilemeyen Hatay için kahrolmak…
Atatürk, antiemperyalisti ve bu devrimci duruşla yedi düvele meydan okudu, rüzgâra karşı yağmurda yürüdü ve koşulsuz inandı çocuklarına, kazandı.
O “cebren ve hile ile…” gelecek yıkımı işaret ederken haklıydı ve “Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır…” derken de boş konuşmuyordu.
Rüzgâra karşı, yağmurda milli iradenin merkezine yürüyecek çocukları hep olacaktır Ata’nın; o, buna koşulsuz inandı.
Düşün; Deniz Gezmiş ve arkadaşları “Tam Bağımsız Türkiye” şiarıyla, daha yirmi beş yaşında yürürken darağacına, Ata’nın “muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur” una da somut delil değil miydi!
Yani azizim “yürü bildiğin yolda, ölümden öte ne var” ya tarih yazarsın ya tarih olursun…
Sahi ya, bu cumhuriyeti neden sevmediniz, bu cumhuriyet ne kötülük etti size…











