top of page

Kurban Bayramı

Eskiden Kurban Bayramı yaklaşınca mahallelerde hayat değişirdi.

Sokakların ritmi bile farklı olurdu.


Besici gelirdi.

Pazarlık uzardı.

Çocuklar kurbanlığın etrafında dönerdi.

Kasap önünde beklemek bile bir ritüeldi.


Şimdi ise sahne sessiz.

Kalabalık sokakta değil…

ekranda.

Ve soru aynı:

“En uygun vekalet nerede?”


Ama aslında değişen soru başka:

“Bu ibadet, hayatın neresinde duruyor?”

Çünkü artık kurban sadece ibadet değil.

Bir ekonomik gerçek.

Bir tercih değil, bir denge meselesi.


2026 verileri bu dengeyi sert biçimde gösteriyor:

-Yurt içi kurban: 18.000 TL

-Yurt dışı kurban: 7.000 TL

-Net asgari ücret: 28.075 TL

Bir asgari ücretli için kurban, maaşın yaklaşık %64’ü.

Geriye kalanla hayatın geri kalanı başlıyor.

Kira.

Fatura.

Market.

Ulaşım.

Çocuk.


Ve insan şunu fark ediyor:

Bazı şeyler artık “niyetle” değil, “hesapla” yapılıyor.

Bu yüzden soru değişti.

Eskiden: “Hangi kurbanlık?”

Bugün: “Kurban mümkün mü?”

Ve burada yeni bir yön ortaya çıkıyor.

Yurt dışı vekalet…!


Ama bu sadece bir fiyat farkı değil.

11.000 TL’lik bir farktan daha fazlası var.

Bir eşik var.

O eşik, insanı kararın içinden geçiriyor.

Peki neden?

Cevap tek değil.

Ekonomi var.

Vicdan var.

Algı var.


Birinci katman basit:

Daha düşük maliyet, daha erişilebilir bir ibadet.

Ama ikinci katman daha derin:

İnsan artık sadece kendini değil, dünyayı da düşünüyor.

“Burada bir kurban kesiyorum ama orada daha büyük bir ihtiyaç olabilir mi?”

Bu, modern insanın eski bir sorusu:

Yardım yakın olmalı mı, uzak mı daha anlamlıdır?

Ama üçüncü katman daha sessizdir.

Türkiye gerçeği.

Çünkü mesele artık sadece kurban değil.

Et, burada birçok ev için düzenli bir gıda değil, ara sıra gelen bir imkân.

Bu yüzden kurban, sadece bir ritüel değil…

bir yılın ekonomik nefesi haline geliyor.


Ve insan iki düşünce arasında kalıyor:

Kendi sofrası.

Dünyanın başka bir sofrası.


İşte çatışma burada başlıyor.

Bu çatışma ne tamamen “milli kayıp” diye açıklanabilir…

ne de sadece “küresel yardım” diye sadeleştirilebilir.

Çünkü ikisi de aynı anda doğru.

İnsan hem yakınını düşünür…

hem uzağı.

Hem kendi evini korur…

hem başka bir evi hayal eder.


Belki de asıl soru şudur:

Bir toplumun vicdanı, önce kendi içinde mi başlar…

yoksa sınırları aştığında mı büyür?


Kurban burada sadece bir ibadet değildir artık.

Bir aynadır.

İnsanın hem kendine hem dünyaya nasıl baktığını gösteren bir ayna.

Ve belki de en zor gerçek şudur:

Bazen mesele kurbanın nerede kesildiği değil…

İNSANIN nerede durduğudur…

  • Facebook
  • X
  • YouTube
  • Instagram

Copyright 2012 - 2023 | ORT TV tarafından yapılmıştır. | Tüm Hakları Saklıdır | Designed By Farfarco

bottom of page