top of page

Filiz Akın ölmüş mü!

Birol Öztürk, bugün kaybettiğimiz Türk sinemasının efsane yıldızlarından Filiz Akın'ı yazdı...

82 yaşında, ne zamandır tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmiş Türk sinemasının, kültür ve sanat hayatımızın Avrupai yüzü, sarışın ve kolejli kızı…

Filiz Akın, güzeldi. Çok güzeldi. Güzellik, öyle “göreceli” falan değildir aga, al aha bak Filiz Akın’a, güzel işte. Güzel dediğin böyledir işte. Güzel dediğin böyle olmalı işte. 

Gerçek adı “Suna”ymış, onu da şimdi öğrendim. Bunlar öyle sanatçılardı işte cenazelerinde bile öğretirler… 

Mesela Cüneyt Arkın doktordur, Kemal Sunal en son hukuk fakültesini bitirmişti. Filiz Akın da üniversite mezunudur. Ankaralı sanatçı, Türkiye’nin en prestijli üniversitelerinden Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi mezunudur. 

Bunlar, yani bu minval üzere yazacaklarımın alayı, kitabi bilgidir ve internet başta olmak üzere birçok yerde ziyadesiyle bulabilirsin. Ben, birer kültür elçisi, kültür neferi bu sanatçıların yüklendikleri misyon ve medeniyete katkılarına dikkat çekmek istiyorum. 

Gayrı, medenileşmeden modernleşen devirlerdeyiz. 

Filiz Akın, Türkan Şoray, Fatma Girik, Gülşen Bubikoğlu, Hale Soygazi gibi o devrin kadın sanatçıları bizim evin, mahallenin kızları, ablaları gibiydi. Böyle iffetli, ölçülü, sevgi dolu, onurlu, dürüst ve sadık şeyleri temsil ederlerdi, gönül dünyamızda. Güzel bulurduk, hayran kalırdık, hayalimizdeki sevgiliydi Hale Sogazi, mesela… Bu durum, Yeşilçam’ın erkek sanatçıları için de aynen geçerliydi. Evimizin, mahallemizin delikanlıları, abileriydi hepsi… Onlar hakkında ağır, küfürlü, sövmeli şeyler demezdik, diyemezdik… Saygınlığı da aşan hissiyatlar bunlar, yaşayarak hissetmek gerek. 

Bize hayatı öğretiyorlardı, hayat karşısında hayatta kalmayı öğretiyorlardı… Yok, laf olsun diye etmedim bu lakırdıyı, uzatacağım kameti. 

Şu satırlara kadar okudunsa ve bundan sonrasını da okumayı göze aldınsa, bir kere çok özelsin haberin olsun. Madem bana tahammül etmeye kararlısın, dikkatini biraz daha toparlayarak devam edelim. 

Psikoloji bilimi IQ diye kısaltılan bir testle zeka seviyesini ölçer. 

90-110 aralığındaki değer  “normal IQ” ymuş. Şu hâlde 90 IQ “normal zeka” nın alt limitidir. 

70 IQ bildiğin “geri zekalı” ymış. 

Türkiye’nin IQ ortalaması 90’mış… 

Peki niye? 

Çok basit! 

Okumuyoruz! 

Yok abi, ne edersek edelim, ne dersek diyelim, ne yana yatırırsak yatıralım, çuvaldızı iğneyi kime batırırsak batıralım olmuyor! 

Okumuyoruz! 

Okumak, beynin sporudur. Bedenin form tutsun, şekil alsın istiyorsan yapacağın şey belli; spor… Şayet, yüksek IQ ‘ya sahip, gelişmiş bir beynin olsun istiyorsan okuyacaksın! Okumuyor musun, al aha sonuç, ortalama 90 IQ… 

Okuyarak değil, dinleyerek ve görerek, seyrederek öğrenen bir toplumuz. İşte bu sosyolojik gerçeklik içinde sanatçıların sorumluluğu ve önemi çok daha değer ve anlam kazanıyor. 

“Recep İvedik” in seriye takıp da 7 film yapıldığı, osuruktan komikliğin gişe rekorları kırdığı günümüz sanat anlayışı topluma ne verebilir ki? Buyurun bakın, inceleyin tercihleri ve entelektüel seviyeyi, IQ zaten ortada. 

Bak, yaşadığımız sorunların hiçbirini bu kirli siyaset sistemi çözemez. Çözemedi de. Omurgasız sağcı siyasetçiyle solcu siyasetçinin ortak yanı, kul hakkı yemeleridir. Farklı yanıysa; biri şerbet içerek, diğeri rakı içerek kutlar, yediklerinin saltanatını… Esas ve esaslı sorun, en derin kriz “kültür” dür. 

Bu sorunları, krizleri Kemal Sunal çözer, Sadri Alışık, Ahmet Kaya çözer. Fatma Girik, Ayşen Gruda, Suna Pekuysal ve Filiz Akın çözer. Tarık Akanlı, Halit Akçatepeli, Münir Özkullu, Adile Naşitli Hababam Sınıfı çözer. 

Bu sorunu  “çok faşist bir yağmur yağıyor, sanırım  kocaman bir şemsiyenin altında toplanmanın zamanı” diyen Ferhan Şensoy çözer. 

Ah! 

Bu saydığım sanatçıların hepsi de öldü di mi! 

Yoklar artık ve onların ürettikleri, ortaya koydukları, kotardıkları, kurtardıkları, yarattıkları yani bıraktıkları da tükendi artık. 

Bize, yeni bir İnek Şaban Kemal Sunal gerek, yeni bir Ahmet Kaya, Turist Ömer, Çirkin Kral Yılmaz Güney, Güdük Necmi, Cilolı İbo gerek. 

Bize yeni bir “Cambazhane Gülü Fadime” gerek, “Zambaklar Açarken” gerek, “Soyguncular” gerek, “Umutsuzlar” gerek, “Çıtkırıldım” gerek, “Acı Hayat” gerek, “Tatlı Dillim” gerek… Bize, tekmil Filiz Akın filmleri ve o duyarlılık, sorumluluk gerek. 

Bize, toplumcu, toplumsal meselelerle içli dışlı, duyarlı, kültüre ve kültür devrimine inanmış, siyasi dalkavukluktan prim devşirmeyen sanatçılar gerek. Tüm siyasi parti ve oluşumların, tüm iktidarların en birincil hedefi bu olmalı… 

Okumayan, beynini okuyarak geliştirmeyen, duydukları ve seyrettikleriyle hayatı kavramaya alışmış bir toplumu medeni kılmanın en doğru ve güçlü yolu kültür neferi sanatçılar yaratmak, o sanatçıların çıkacağı iklimi yaşatmaktır. 

Evet, nezaket ve zarafetin vücut bulduğu, kültür hayatımızın en parlak yıldızlarından biri Filiz Akın  da öldü… 

Filiz Akın 

Evi yakın 

Onu seven 

Cüneyt Arkın 

Çocukluğumun tekerlemesi, kültür dünyamdaki anlamın ve şu dünyadan çekip giderken bile şu satırlarla bana hissettirdiklerin için teşekkürler Filiz Akın…

Ruhun şâd olsun… 

 
 
  • Facebook
  • X
  • YouTube
  • Instagram

Copyright 2012 - 2023 | ORT TV tarafından yapılmıştır. | Tüm Hakları Saklıdır | Designed By Farfarco

bottom of page