“Eli geveze adam” dan affına sığınarak…
- Birol Öztürk

- 5 Nis
- 3 dakikada okunur

Daktiloyu, daktilonun elektroniğini ve bilgisayarı, cep telefonunun “metin” uygulamasını görmüş, aktif olaraktan kullanmışlığıma dayanarak, hatta ve hatta hesap makinesinin ekranına “LEBLEBİ” yazabiliyor olmamdan aldığım yetkiyle; şiddetle “el yazısıdan sakın vaz geçme” derim. Mesela şu satırları “el yazım” la aldığım notlara bakarak buraya geçiriyorum. Sen de öyle yap aga…
“Yazı” medeniyettir ve insan, başparmağının ucunu diğer parmaklarının ucuna değdirebilen tek canlıdır. Bu özelliğe “kavrama yeteneği” denir ve kavrama yeteneği sayesinde insan, medeniyetler kurup yıkacak alet edevat icat etmiş, kullanmıştır. Bu muhteşem özellik ve ayrıcalık, özellikle ve ayrıcalıklı olarak kullanılmalı…
Bence, el yazısı düşünmeyi hızlandırıyor… El yazısı, düşünmenin, düşünebilmenin başparmağıdır, bence yani… El yazısı, beynin jimnastiğidir, bence yani…
Öyle, güneş gören mandanın çorağa yatması gibi yatıp kalma, az uyu. Azami altı saat yeter, fazlası tembellik… Ömrünü uykuya ipotekleme, icabında “uyurgezer” gibi “zombi” gibi yaşa ama yaşa, uyuma.
Spor yapmak adına eşek gibi yük altına girme, yürü… Çok çok bol bol yürü… Boş boş değil ha, müzik veya sesli kitap dinleyerek, bencildeyin kitap okuyarak yürü… “Spor yapmak” Yunan heykeli gibi fiziğe sahip olmakla eş bir şey değil, takıl bana…
“Oku” çok oku… Hep oku… Sevişir gibi, çölde su içer gibi, nefes alır gibi, icabında nefes verir gibi oku…
Kes şu ekmeği… Ekmeği “azalt” falan değil, çıkar hayatından. Ne kadar çok “ekmek” o kadar kalitesiz bir hayat… Sıfır ekmek, içsel devrimin, nefsinin kontrolünü ele geçirmenin, kendi iktidarını kurmanın “Serv” in gizli maddeleri gibi bir şeydir… IQ seviyenle tükettiğin ekmek arasında ters orantı vardır.
“Öldürme” icabında bir sivrisineği, bir kakalığı, sana hiçbir zararı dokunmayan hiçbir canlıyı öldürme ve koparma kır çiçeklerini... Koparma kır çiçeklerini ki;
Çiçekler açsın
böcekler ötsün
kırlarda sevgililer
el ele koşsun
“Gülümse” e mi! Öyle bir gülümse ki, herkes gülümsemenle, ağız dolusu gülmenle hatırlasın seni. Öyle hatırlan, gülümsemenle hatırda kal…
Gülümse
hadi gülümse
bulutlar gitsin
Hamaset yapma. Boş atıp dolu tutmaya çalışma. Net ol, dimdik ol… Politik davrananların rağbet gördüğü gibi bir algı vardır, yalan. Hayat, duruşu olanlara saygı duyar ve omurgasızlara yol verir.
“Emekçi” ol. Emeğinle kazandığın vakit, hiç kimseye ve hiçbir yere biat etmek zorunda kalmazsın. Kendine yatırım yap, sürekli geliştir yeteneklerini ve yeteneklerini mesleki becerin hâline getir. Yeteneğini emeğine kat ve gayrısını it elinin tersiyle.
“Türcü” değil “tümcü” ol. Bölme, ayrıştırma, kindar olma… İllaki böleceksen bir şeyleri bu, sadece “paylaşmak” için olmalı; ekmek gibi yani…
Tanrım, bayram münasebetiyle sağlık, huzur, barış ve dirlik ver” minvalinde dualar malum…
Tanrı, sana o sağlığı da huzuru da barışı da dirliği de vermişti zaten. Tüm bu verilenlere sahip çıkmadın, her birini bir bir kaptırdın. Medeniyetini demirin tuncuna, mevcudiyetini insanın piçine bıraktın.
Salaklığından mütevellit kaybettiklerini duayla geri istemen de ayrı bir salaklık. Tanrı, senin ATM makinen değil canısı…
Mücadele edeceksin!
Kendine giden bir yolun olsun ve o yolda “yolcu” ol… Kendine ulaşmaya çabalayan yolcu, farklıdır, farkındadır. Değişik ol yani…
Yemek yap, elinin ayarı, gözünün kararı… Belki ilk zamanlar rezil olacak ama zamanla leziz olacak, güven bana.
Temiz ol, temizlik yap; havadaki tozu iki kaşının ortasından vuracak kadar usta bir temizlikçilikle temiz ol. Burnundan, kulağından kıllar sarkmasına imkan verme; olabilir, çirkinsindir ama ayna düşmesin elinden. İçindeki güzelliğin sırrıdır ayna.
Müzik dinle… Mümkünse bir enstrüman çal, öyle virtüöz ol demiyorum, aklı başında dımbırdat yeter.
Unutma
davul bile
dengi dengine
dengi dengine
“Müzik ruhun belasıdır” diyen çağ dışı kuşatmaya inat, şarkı türkü söyle, siktir et sesinin güzel olmadığına falan; şarkılar, türküler güzel…
“Küfret” ama öfkeni bastırarak. Günde en az on cümle yut, küfürden beter. Yuttuklarınla doyacak, dolacak bilincin.
“Tez canlı” olma, her şey göründüğü ve hiçbir şey görünmediği gibi değildir. Bekle, seyret, dinle ve düşün… İnsan, iki kulak bir ağızla yaratılmıştır; iki dinle bir söyle, diye yorumla.
Ha son olarak; bu hayat senin, sana özel… Tekrarı ve vade tekmil olunca devamı yok. Yaşam tarzını sorgulayanları siktir et, kopar irtibatı. Senden özeli, senden güzeli, senden önemlisi var mı la!
Yaşasın sen!
Ben, benim…











