Eğitimde Yarıyıl Tablosu: Türkiye Genelinde Değişen Bir Şey Yok!
- ORDU ORT TV TELEVİZYON RADYO İŞLETMECİLİĞİ A.Ş.
- 17 Oca
- 2 dakikada okunur
Eğitim Sen Ordu Şube Başkanı Nursen Kaymaz, 2025/26 eğitim-öğretim yılının birinci yarıyıl raporunu açıkladı: "Eğitim piyasalaştırılıyor, laiklik tasfiye ediliyor, yoksulluk çocukların omzuna yükleniyor!"

2025/26 eğitim-öğretim yılının birinci yarıyılı sona ererken, Millî Eğitim Bakanlığı’nın yıllardır sürdürdüğü yanlış politikaların bedelini Türkiye’nin dört bir yanında öğrenciler, eğitim emekçileri ve veliler ödemektedir. Eğitim Sen’in yayımladığı 2025/26 Eğitim-Öğretim Yılı Birinci Yarıyıl Raporu, eğitimin kamusal bir hak olmaktan çıkarıldığını; piyasacı, ideolojik ve eşitsizlik üreten bir anlayışla yönetildiğini bir kez daha açık biçimde ortaya koymuştur.
Türkiye genelinde okullar bu yarıyılı; öğretmen açığı, temizlik personeli yetersizliği, taşeron ve geçici istihdam, artan yoksulluk, öğrencilerin beslenme sorunu ve giderek artan angarya iş yükü altında tamamlamıştır. Sınıflar kalabalık, okullar güvensiz, eğitim emekçileri ise tükenmiş durumdadır.
Temizlik Yok, Güvenlik Yok, Kamusal Sorumluluk Yok
Türkiye’de on binlerce okulda temizlik hizmetleri kadrolu personelle değil; İŞKUR ve benzeri geçici, güvencesiz istihdam modelleriyle yürütülmektedir. Bazı okullarda temizlik fiilen öğretmenlerin ve öğrencilerin omuzlarına bırakılmıştır. Çocukların sağlığı, “tasarruf” politikaları adı altında yok sayılmaktadır. Temizlik bir lütuf değil, devletin asli görevidir.
Yoksulluk Sınıfa Girdi...
Türkiye’de milyonlarca öğrenci okula aç gitmekte, sağlıklı ve dengeli bir öğüne erişememektedir. Çocuk yoksulluğu derinleşirken, iktidarın bütçe ve politika tercihleri kamusal eğitimden yana değil; sermayeden ve dini yapılardan yana kullanılmaktadır. Çocukların beslenmesi bir sosyal yardım meselesi değil, kamusal eğitim hakkının ayrılmaz bir parçasıdır.
Mesem = Çocuk İşçiliği
Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM), yoksul emekçi ailelerin çocukları için bir “zorunlu tercih” haline getirilmiştir. Çocuklar eğitimden koparılmakta, “öğrenci” adı altında ucuz iş gücü olarak sermayenin hizmetine sunulmaktadır. Bu bir eğitim modeli değil, devlet eliyle çocuk işçiliğinin meşrulaştırılmasıdır.
Laik Eğitim Açıkça Hedef Alınıyor
ÇEDES ve benzeri protokollerle okullar dini yapıların faaliyet alanına dönüştürülmüş, eğitim alanı siyasal-ideolojik müdahalelere açılmıştır. Çocukların pedagojik gelişimi değil, iktidarın ideolojik hedefleri gözetilmektedir. Laik ve bilimsel eğitim anayasal bir zorunluluktur; pazarlık konusu yapılamayacak kadar hayatidir.
Öğretmenler Yoksullaşıyor, Angarya Artıyor
Türkiye genelinde öğretmenler geçim derdiyle boğuşurken, asli görevleri dışında sayısız angarya işe zorlanmaktadır. Veri girişi, rapor, anket ve evrak yükü eğitimin niteliğini düşürmekte; öğretmeni eğitimci kimliğinden uzaklaştırmaktadır. Yüz binlerce öğretmen atanmayı beklerken, ücretli ve güvencesiz istihdam yaygınlaştırılmaktadır.
Biz Bu Tabloyu Kabul Etmiyoruz!
Eğitim Sen Ordu Şube Başkanı Nursen Kaymaz, çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı:
· Eğitime ayrılan bütçe artırılmalı, kaynaklar cemaatlere ve piyasaya değil okullara aktarılmalıdır.
· Okullara kadrolu temizlik ve yardımcı personel derhal atanmalıdır.
· Her öğrenciye en az bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek sağlanmalıdır.
· MESEM uygulaması derhal durdurulmalıdır.
· ÇEDES ve benzeri laikliğe aykırı tüm protokoller iptal edilmelidir.
· Öğretmen açığı kadrolu atamalarla kapatılmalı, angarya çalışmaya son verilmelidir.
Kaymaz son olarak; "Eğitim Sen olarak; çocukların geleceğinin yoksulluğa, sömürüye ve ideolojik kuşatmaya teslim edilmesine karşı mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Kamusal, laik, bilimsel ve eşit eğitim hakkından vazgeçmeyeceğiz. Eğitim bir ayrıcalık değil, haktır!" dedi.












