Ali Kemal Örenç
- Birol Öztürk

- 11 Nis 2025
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 9 May 2025

Lisenin “Tarih” öğretmenlerinden, hatta en meşhurlarından biriydi, Ali Kemal Örenç.
2000’lerin başında, sanırım kalp krizinden, vefat etti Ali Kemal Örenç… Nokta atışı yapamıyorum, enteresan bir şekilde onunla ilgili olarak arşivime bir şey almamışım, hafızaya devam…
Enteresan, değişik, tuhaf bir kişliği vardı… Herkes onu “kız erkek ilişkileri” hususunda “ateşle barut yan yana durmaz” yargısı ve sürekli olarak öğrencileri takip etmesiyle hatırlayacaktır… Öğretmenler odasının penceresindeydi her teneffüs ve kim kiminle aşna fişne onun peşindeydi.
“Yan yana” bile yan yana yazılamazken, 1980’lerde, 1990’larda, ergenliğin ateşi kasıklarındaki o gençlerin yan yana gelmesi tedirgin ediyordu Ali Kemal Hoca’yı, haklı olarak (!)
O, özellikle kız öğrencilere takıktı, erkek dediğinin doğası malum; salak… Ne salağı olduğunu anlayan anladı…
Şimdi Allah var, öyle sapık, sapkın falan değildi Ali Kemal Hoca’nın takıklığı.
Kızlar, boydan boya yekpare, lacivert okul formaları içinde, saçlar iki yanda birer örgü, kaşlar ok ok, baş önde, mütenasip tıpış tıpış gidip gelsin istiyordu… Böyle olmayanı da dersine girdiği sınıflarda, isim vermeden teşhir ediyordu, taklit ederek, iyice dibe çekerek.
Teşhir ederken de ekstradan bir öfkelenirdi ki görmeye değer nümayiş…
Açık mavi, beyaza öykünen bir açık mavi, eteği uzun, yakası devirmeli, her iki yanı torba cepli ve dört düğmeli, düğmelerinin dördü de ilikli bir önlüğü vardı Ali Kemal Hoca’nın… Sarıdan koyuca, kumraldan sarıca bıyıklarını itinayla inceltirdi üst dudak üstündeki hizayla ve bıyıklarıyla aynı renkti seyrek saçları… Aslına bakarsan bildiğin “kel” di ve sol kulak arkasından uzattığı saçlarını sağ yana doğru yatırarak kapatırdı kelini. Böyle yapmasa daha karizmatik olacaktı ama sonuçta böyle mutluydu Ali Kemal Hoca…
“Tarih Atlası” yla girerdi derse ve karatahtanın üzerini tarih atlası kaplardı… Tarih, yazılmış bir şeydi ve karatahtaya yazılacak yeni bir şey yoktu… Yani karatahtaya, tebeşire ihtiyaç yoktu.
“Gazneliler işte şu bölgede hüküm sürdü” der, avucuyla atlasın üçte birini kapatırdı…
Ah hocam, Gazneliler bildiğin “kıta” oldu ya la!
Huysuzdu, efil efil yanık tütün, çöreklenmiş nikotin, Kısa Samsun, Uzun Maltepe kokardı Ali Kemal Hoca…
Bokuyla kavga ederdi ama ben, öğrenci dövdüğüne hiç denk gelmedim. Zaten ufak tefek, çeyrek bir adamdı. Yani vurup kırsa da bir Ali Sanioğlu ya da rahmetli Fehmi Yener değildi…
Ali Kemal Örenç’in en karekteristik özeliği, yılın son dersinde “dünya milletlerinin selamlaşması” temalı tiyatral gösterisiydi. Arap’ı, Fransız’ı, Türk’ü, Japon’u…
Gaznelilerden, Orhun Kitabelerinden, Emevilerden gına gelmiş bir nesil olarak yılın son dersindeki bu eğlence, ömre değerdi…
Kız Meslek Lisesi’ni geçince üst geçit vardı, şimdi yok… Üst geçidi çıkıyorum arkadan Bora Özer Kalpaklıoğlu dürtüklüyor. Yaşımız on yedi falan ya, Bora’da sakal bıyık o biçim, günlük traş oluyor, Ali Kemal Hoca gibi…
“Bir rahat dur be oğlum” diyorum.
Yok…
Yine dürtüyor…
O dürttükçe ben de sövüyorum.
Sövüyorum ya, neden sonra ardıma bakıyorum…
Anaaaaammm!
Ali Kemal Örenç!
Yani, bilmeden, istemeden dümdüz gitmişliğim de vardır rahmetliye.
Çok emin olmamakla birlikte ya hiç evlenmedi ya da çok geç evlendiydi yahut bende öyle bir imaj yarattı, Ali Kemal Hoca…
Düşünüyorum da “kadın düşmanı” falan da değildi ha, tedirgindi. Bu ülkede en ucuz şey, kadın canıysa evvel ahir…
Öyle ya da böyle, bu dünyadan bir de Ali Kemal Örenç gelip geçti. Benim için haddinden fazla muhafazakardı ama hakkımı da yemedi…
Ruhun şâd olsun hocam…
(İşbu iletiyi yayınladıktan sonra Coşkun Özbucak hocam, Ali Kemal Örenç’in akciğer kanserinden vefat ettiği bilgisini paylaştı. Muhacirmiş ve hatırladığım üzere geç evlenmiş, bir oğlu varmış ve eşi yaşıyormuş, uzun, sağlıklı ömürler dilerim)












Yorumlar