TÖRE
- EKREM KARADAĞ

- 4 Mar
- 2 dakikada okunur

İnsanların yaşayışlarını düzenleyen hukuksuz bir davranış kurallarıdır. Doğuştan itibaren eşit yaratıldıkları söylenegelmekle birlikte kadınlar aleyhine bozulduğu şeklindedir. Ülkemizde kadınlar cinsel bir obje ve potansiyel suçlu olarak görülmektedir.
Töre ve namus cinayetlerinin gerçekleşmesinde geleneksel geniş aile yapısının etkisi vardır. Bu aile yapısında medeni açıdan kadına biçilen rol kısıtlıdır. Ailenin karar verme süreçlerine etkisi olan aile büyükleri bulunmaktadır. İşte buna aile meclisi denir, bu meclis üyeleri arasında ne yazıktır ki kadınlar yani anne, babaanne, baba ve sözde diğer namuslu erkekler bulunmaktadır. Cinayetlerin işlenmesinde en önemli nedenlerden biri toplumsal, çevresel baskıdır. Nasıl bir anlayışsa meselenin özünden uzak konulan bir anlayıştır. Bu bölgelerde töre gereği öldürülen sözde namussuz kız ve kadınların dışındaki namus anlayışı ve ahlaksızlığın boyutları incelemeye değerdir. Geçmiş yıllarda Erzurum da Ukrayna pasaportlu hayat kadınıyla cinsel ilişkiye girenlerin sayısı binlerce iken, yine Mardin ilinde 13 yaşındaki kız çocuğunu tecavüz edenlerin sayısı 26 kişidir. Bu iki olay ahlak ve namus anlayışını anlatmaya yeter de artar bile…
Ya bilinmeyenler.
Namuslu aile namussuz kızı öldürerek sözde temizlenmektedir, bu kısır döngü sürgit devam ederek çok canlar yanmaktadır.
Yapılan bazı araştırmalar küçük yaşlarda uygunsuz deneyim yaşayan çocuk gençlerin hayatlarında ilk defa değerli oldukları duygusunu yaşadıklarını göstermektedir. Evliliklerde eş seçimi konusunda da özgürlüğü elinden alınan kız çocuklarının bazen de aile bireyleri tarafından kendisinden çok yaşlı bireylerle evlendirilmektedir. Bu durumda kız çocuğu ya durumunu kabullenip fiziksel, duygusal, sosyal açıdan gelişimi ya da kişiliği tam oturmadan çocuk yaşlarda anne, eş olma gibi büyük sorumluluk altına girecek ya da hazır olmadığı ve istemediği bu dayatmalardan kurtulmak için evini terk ederek kaçacaktır.
Aşiret aile meclisi de ceza yasalarındaki boşluktan yararlanarak bu olaylarda suçu genelde çocuklara yaptırdığı ya ada onların üzerine yıkmaktadır. Olayların hukuki boyutuna da bakıldığında genelde azmettiricilerinin olayın dışında kaldığı görülür.
İşte burası vahşi ve ahlaksızlıktır.
Bu insanlık dışı olay karşısında Kürt milletvekilleri, aydınları, siyasetçiler, hukukçular ve devlet kadını koruma adına neler üretmişlerdir irdelemede yarar vardır. Süregelen zamanda kanayan yaraya neşter vurulmamıştır. Kürtçe anadilde konuşmak istiyoruz söylemleri bir palavra ve aldatmacadır hiçbir sorunu çözmeye yönelik değildir.
Öncelikli olarak feodal yapıyı besleyen bataklık kurutulmalıdır.
Töre geleneği, aşiret yapılanması ve Ağalık düzeni yıkılmalıdır.
Bölge insanları toprak sahibi olmalıdırlar
Doğu bölgesi insanı özgürce ve çağdaş bir yaşama kavuşturulmalıdır.











