Şanlıtürk’ten Peş Peşe Bomba Çıkışlar!
Naci Şanlıtürk, Ordu’da birçok başlığı açtı; isim verdi, hesap sordu, sert uyarılarda bulundu.

MHP Ordu Milletvekili Naci Şanlıtürk, katıldığı radyo programında fon soruşturmasından Ordu Büyükşehir Belediyesi’ne, liyakat tartışmalarından fındığa, Kurul’daki patlatmalardan Çevre Yolu ve imar planına kadar çok sayıda başlıkta sert açıklamalar yaptı. Şanlıtürk, “Yanlış yapan hangi partiden olursa olsun üzerine gidilmeli” derken, yerel yönetimlere yönelik eleştirilerinin ardından kendisine baskı ve tehdit uygulandığını da ileri sürdü.
20 MİLYAR DOLARLIK VURGUN!
Programın başlangıcında gündemdeki fon soruşturmasına değinen Şanlıtürk, konuşulan rakamın büyüklüğüne dikkat çekerek yaşananları “soygun”, “vurgun” ve “spekülasyon” ifadeleriyle nitelendirdi.
ARINMA ÇAĞRISI
Şanlıtürk, meselenin yalnızca ekonomik boyutuyla değerlendirilmemesi gerektiğini savunarak siyasetin finansmanı, liyakat ve kamu yönetimindeki atamalar üzerinden “toplumsal arınma” çağrısı yaptı.
“Yanlış yapan şu partiden, bu partiden diye üzerine gidilmemesi doğru değildir” diyen Şanlıtürk, aynı sorunların kurumlarda ve belediyelerde de görüldüğünü ileri sürdü.
“ÇOCUĞUN ÜÇ ÜNİVERSİTE BİTİRMİŞ, KENARDA BEKLİYOR”
Şanlıtürk’ün en sert çıkışlarından biri liyakat ve kamu kurumlarına yapılan atamalar konusunda geldi.
Bazı eski belediye başkanlarının özel kalem kadroları üzerinden başka görevlere getirildiğini ileri süren Şanlıtürk, “Çocuğun üç tane üniversite bitirmiş, kenarda bekliyor” sözleriyle uygulamaları eleştirdi. Şanlıtürk, bazı atamaları etik ve ahlaki açıdan doğru bulmadığını söyledi.
“Birileri efendim AK Parti'den bir dönem belediye başkanlığı yapmış. Hülle yoluyla o belediyenin bilmem ne özel kalem kadrosundan alıyorsun getiriyorsun bir yerlere koyuyorsun.
Bunlar kabul edilebilir tarafları yok. Ondan sonra da çıkıyorsun karşımıza. Erdemli davranışlar. Erdem bunun neresinde? Hangi hakkaniyet ölçülerinden bahsediyorsunuz?
Efendim bir işte İstanbul'da işte beyefendiyle Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nda bilmem nerede görev yapmış da bana ne kardeşim suç işlemişse yasanın önüne çıkaracaksın. Var mı böyle bir yiğit savcı çıkıp da bunlara dava açacak, yok.
Ben söylüyorum şimdi senin 3 tane süreçte bitirmiş çocuğun kenarda duruyor. Bilmem ne Büyükşehir Belediyesi'nin özel kaleminden müktesebatı yetmediği halde adamı almışsın gelmişsin genel müdür yapmışsın oraya.”
“BU MAKAMLAR BİZE HARAM OLSUN”
MHP’nin yanlış yapanların yer bulamayacağı bir parti olduğunu söyleyen Şanlıtürk, görev makamlarının kişisel çıkarlar için kullanılmaması gerektiğini belirterek çok sert ifadeler kullandı:
“Eğer burada kendi şahsi çıkarlarımıza bu koltukları, bu makamları alet edersek bu makamlar bize haram olsun.”
Şanlıtürk, kamu kaynaklarının kötüye kullanılmasına karşı siyasi kimlik gözetilmeden işlem yapılması gerektiğini savundu.
OSKİ’DE GÖREV DEĞİŞİKLİĞİ SONRASI DİKKAT ÇEKEN UYARI
Şanlıtürk’ün yerel yönetimlere ilişkin açıklamalarında en dikkat çekici başlıklardan biri OSKİ’deki görev değişikliği oldu. Önceki Genel Müdür Murat Us için “Dürüst, namuslu, ahlaklı bir kardeşimizdi; görevini tamamladı, gitti” ifadelerini kullanan Şanlıtürk, ardından gözünü OSKİ’nin yeni dönemine çevirdi.
Şanlıtürk, kurumun mevcut mali tablosunun kamuoyuna açıklanmasını isteyerek şu çıkışı yaptı:
“OSKİ’nin şu anki bilançosu kamuoyuna açıklansın. Borcu harcı açıklansın. Bir sene sonra şirket ne kadar borçlandırıldı? Buradan ben daha başlamadan uyarıyorum.”
“ŞİRKETLERİME ADAM GÖNDERİLİYOR”
Şanlıtürk, yerel yönetimlerle ilgili eleştirileri nedeniyle kendi şirketlerine yönelik baskı ve tehdit girişimleri olduğunu da iddia etti.
Kendisinin yasa dışı herhangi bir işi bulunmadığını ifade eden Şanlıtürk, dile getirdiği konular hakkında bugüne kadar savcılıkların harekete geçip geçmediğini sorguladı.
“MEZBAHA NEREDE, KAMYON GARAJI NEREDE?”
Ordu’daki yatırımlar ve belediye projeleri üzerinden sorularını sürdüren Şanlıtürk; mezbaha, kamyon garajı, TIR garajı ve otobüs garajının durumunu gündeme getirdi.
Başta ORKENT olmak üzere Belediye şirketlerinin gelir-gider tablolarının kamuoyuna açıklanmasını isteyen Şanlıtürk, Büyükşehir Belediyesi’nin borçlanmasına da tepki gösterdi.
“Daha geçenlerde Büyükşehir Belediyesi'ni sen bir milyar iki yüz milyon borçlandırmışsın. Yüzde 46 - 48 faizle bu para alınıp da hizmet yapılır mı?
Siyasetin içinde olmadığımız dönemlerde de belediye başkanımızın bizzat kendisine söylediğim konular var. Hiçbirisine hiçbir şey yapılmadı. Bugün Altınordu’nun imar planı iptal edilmiştir. Revizyon imar planları var. Ben söyleyeyim benden eğer merak eden varsa parsel parsel listesini ben vereyim. Bizim ortak kullanım alanlarımız ne oldu? Bir ORKENT mevzu var ne oldu? Tamam sağlık nedenleriyle görevini bıraktı. Efendim ayrıldım gittim. Hani nerede bu şirket kaç lira kar etti? Bu memlekete hizmet yolunda bir lira kar etti de kamuoyuna açıklandı mı? Hayır açıklanmadı. Ne kadar kar etti ne kadar zarar etti? Biz bunları bileceğiz.”
ŞANLITÜRK FINDIKTA PERDE ARKASINI HEDEF ALDI
Ordu ekonomisinin fındık konuşulmadan değerlendirilemeyeceğini söyleyen MHP Ordu Milletvekili Naci Şanlıtürk, üreticinin bu sezon ciddi bir mağduriyet yaşadığını söyledi. TMO’nun 250 liralık alım fiyatına karşın serbest piyasanın ağustos ayında 160-170 liradan başlamasına tepki gösteren Şanlıtürk, fındığın neden 200 liranın altında seyrettiğine ilişkin Rekabet Kurumu, Ticaret Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumların çalışma yaptığını belirtti.
Şanlıtürk, piyasadaki büyük alıcılardan birini de isim vermeden hedef aldı. Söz konusu firmanın Rekabet Kurumu ile yaptığı anlaşma gereği devletin açıkladığı fiyatın altında fiyat açıklayamayacağını belirten Şanlıtürk, firmanın ağustos ve eylül aylarında piyasaya girmediğini, 1 Ekim’de alıma başlayacağını açıklamasına rağmen kendi duyumlarına göre bunun 1 Kasım’a kadar ertelenebileceğini söyledi. Kabuklu fındık yerine 400 liranın üzerinde fiyatlarla iç fındık alımı yapılmasının gündeme geldiğini belirten Şanlıtürk, bunun açıklanan fiyatın etrafından dolaşmak anlamına geldiğini savundu.
“FINDIĞIN FİYATI MART-NİSAN AYINDA BELİRLENMİŞ”
Şanlıtürk’ün en dikkat çekici iddiası ise fındık fiyatının hasattan aylar önce şekillendirildiği yönünde oldu. Alivre satışların mart ve nisan aylarında tamamlandığını ileri süren Şanlıtürk, “Fındıkta çoktan mart ayında fındığın fiyatını belirleyen arkadaşlar fındığın fiyatını belirlemişler. Alivre satışlarını zaten mart ayında, nisan ayında bitirmişler. Yani fındığın fiyatı mart-nisan ayında buralardan belli olmuş” dedi.
Fındığın birtakım müdahalelerle 170-180 lira bandında tutulduğunu öne süren Şanlıtürk, müfettişlerin sahaya çıkarak çalışma yaptığını ancak hazırlanan raporlarla ilgili kendilerine ya da kamuoyuna henüz bilgi verilmediğini söyledi. Fiyatların düşmesine kimlerin neden olduğunun ortaya çıkarılması gerektiğini belirten Şanlıtürk, sorumluluğu bulunanların karşılığını görmesi gerektiğini ifade etti.
“20-25 KİŞİ PİYASAYI NASIL İSTEDİĞİ GİBİ YÖNLENDİREBİLİYOR?”
Fındıkta her yıl benzer bir sürecin yaşandığını savunan Şanlıtürk, rekolte tartışmalarının daha ürün daldayken başladığını söyledi. Aralık ve ocak aylarında püskül ve karanfil sayımları üzerinden “rekolte yüksek” söyleminin gündeme getirildiğini, ardından hükümetin açıklayacağı fındık fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturulduğunu ileri sürdü.
Piyasadaki ihracatçılar ve büyük alıcıların sayısının sınırlı olduğuna dikkat çeken Şanlıtürk, şu soruyu yöneltti:
“Toplasan bunların sayıları 20-25’i geçmiyor. Peki bu 20-25 kişi nasıl bu piyasayı manipüle edebiliyor ya da istediği fiyatı yapabiliyor?”
Şanlıtürk, Rekabet Kurumu ve Ticaret Bakanlığı müfettişlerinin sahadaki alış ve satış fiyatlarını incelemesi gerektiğini belirterek, “Sen kaç liradan aldın da kaç liraya satıyorsun bu fındığı? Buna bakmalı” dedi. Fındık konusunda konuştuğunda üstü kapalı ve imalı tehditlerle de karşılaştığını ileri süren Şanlıtürk, üreticinin hakkını savunmaya devam edeceğini söyledi.
TMO’YA ÇARPICI ÇAĞRI: “2027’DE FINDIK SATMIYORUM DESİN”
Şanlıtürk, TMO’nun piyasadaki rolünün yalnızca ürün almakla sınırlı kalmaması gerektiğini de savundu. TMO alımlarının üretici açısından önemli olduğunu belirten Şanlıtürk, özellikle randıman konusunda vatandaşlardan yoğun şikâyet aldıklarını söyledi. Kötü hava şartları nedeniyle üründe “dal çürüğü” görülebildiğini, TMO’nun ise uzun süre depolayacağı gerekçesiyle daha kaliteli ürünü tercih ettiğini ifade etti.
Asıl çözümün TMO’nun elindeki fındığın piyasaya ne zaman çıkarılacağıyla ilgili olduğunu söyleyen Şanlıtürk, dikkat çeken bir öneride bulundu:
“Toprak Mahsulleri Ofisimiz aldığı fındığı, ‘2027’de ben fındık satmıyorum’ dediği takdirde bu fındık serbest piyasada yükselecektir.”
Şanlıtürk’e göre ihracatçı, TMO’nun en kaliteli ve yüksek randımanlı fındığı aldıktan sonra nisan-mayıs aylarında yeniden satışa çıkaracağı beklentisi nedeniyle sezon başında stok maliyetine girmek istemiyor. Bu nedenle güçlü bir yapının ürünü alması, depolaması ve kısa sürede piyasaya sürülmeyeceğini açıkça ilan etmesi gerektiğini savundu.
“FINDIK BİR AYDA HASAT EDİLİYOR, 12 AY İHRAÇ EDİLİYOR”
Ziraat odalarına yönelik eleştirilerin de bu yıl ölçüyü aştığını söyleyen Şanlıtürk, odaların tek başına piyasayı belirleyebilecek bir enstrümana sahip olmadığını ifade etti. Fındığın yılda bir kez hasat edildiğine dikkat çeken Şanlıtürk, üreticinin ağustos ve eylül aylarında ürününün büyük bölümünü aynı anda pazara indirmesinin arz-talep dengesi nedeniyle fiyatı aşağı çektiğini söyledi.
Rekabet Kurumu ile büyük alıcı firma arasındaki anlaşmaya da değinen Şanlıtürk, yıllık 100 bin ton kabuklu fındık alımı yapılması halinde bunun 45 bin tonunun ürünün yoğun şekilde pazara indiği ağustos-aralık döneminde alınması yönünde hüküm bulunduğunu ifade etti. Buna rağmen firmanın düşük fiyatların işine geldiği için piyasaya girmediğini ileri süren Şanlıtürk, yeni alternatif mekanizmaların oluşturulması gerektiğini söyledi.
“930 BİN TON, 1 MİLYON TON DENİLİYOR”
Rekolte üzerinden oluşturulduğunu savunduğu algıya da tepki gösteren Şanlıtürk, son 20 yılda en yüksek üretimin 2008 yılında 801 bin ton civarında gerçekleştiğini söyledi. Buna rağmen 930 bin ton hatta 1 milyon ton fındık bulunduğu yönünde açıklamalar yapıldığını belirten Şanlıtürk, bu söylemlerle mücadele ettiklerini ifade etti.
Şanlıtürk, bu süreçte Ordu’daki sivil toplum kuruluşları, ticaret ve sanayi odaları, borsalar ve esnaf kuruluşlarından yeterince ses çıkmadığını da savundu.
“ÜRETİCİ ESNAFIN KAPISINA GELMEZSE GEÇMİŞ OLSUN”
Fındıktaki düşük fiyatın yalnızca bahçedeki üreticinin problemi olmadığının altını çizen Şanlıtürk, meselenin önümüzdeki aylarda Ordu ekonomisinin tamamına yansıyacağını söyledi.
Esnaf kuruluşlarına da seslenen Şanlıtürk, “Eğer üretici esnafın dükkânının kapısına gelmezse geçmiş olsun. Ocak ayında da iş yapamazsın, mart ayında da yapamazsın, gelecek sene temmuz ayında da yapamazsın. Biz bunun acılarını bir yıl içerisinde çekeceğiz” dedi.
Şanlıtürk, fındığın üreticiden esnafa, iş insanından kent ekonomisine kadar herkesi ilgilendirdiğini belirterek sözlerini, “Fındık sadece üreticinin sorunu değil. Esnafın da sorunu, çiftçinin de sorunu, bürokratın da sorunu, iş adamının da sorunu. Ekonominin tamamına yansıyacak” ifadeleriyle tamamladı.
“DAHA NE YAPABİLİRİM, AMUDA MI KALKAYIM?”
Fındık konusunda yeterince destek görmediğinden yakınan Şanlıtürk, kendisine yönelik sosyal medya eleştirilerine de sert yanıt verdi:
“Bir milletvekili olarak ben daha ne yapabilirim? Amuda mı kalkayım yani? Ellerimin üzerinde mi gezeyim sokakta?”
Sorunları dile getirdiğini ve devleti harekete geçirmeye çalıştığını söyleyen Şanlıtürk, “Oyunu görüyoruz, oyunu bozmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. Yapıştırılan markdown
KURUL İÇİN ÇARPICI SÖZLER: “DİNAMİTLERLE PATLATMA DEVAM EDİYOR”
Programın en dikkat çekici bölümlerinden biri de Kurul bölgesindeki kazı ve patlatmalar oldu.
Şanlıtürk, Ordu-Kabadüz yol güzergâhına ilişkin eleştirilerini sıralarken bölgede bir konkasör tesisi ve taş ocağından söz etti. Yol güzergâhının söz konusu tesis sahiplerinin baskısıyla değiştirildiğini ileri süren Şanlıtürk, ardından şu ifadeleri kullandı:
“Kurul’da sen kazıya devam ediyorsun. Orada dinamitlerle patlatma aşağıda devam ediyor. Ya şaka gibi, şaka gibi.”
Şanlıtürk, bu konuda yetkililerin neden harekete geçmediğini de sorguladı.
“MÜJDE KELİMESİNDEN NEFRET EDER HALE GELDİK”
Ordu Çevre Yolu ve yıllardır tamamlanamayan ulaşım projelerini de eleştiren Şanlıtürk, kullanılan “müjde” söylemine tepki gösterdi:
“Müjde, müjde, müjde… Artık müjde kelimesinden nefret eder hale geldik. Ne müjdesi ya? Hangi müjdeden bahsediyorsun?”
Şanlıtürk, Ordu Çevre Yolu’nun yıllardır tamamlanamadığını, Kabadüz yolu projesinde de bir firmayı korumak için kamuya ilave maliyet çıkarıldığını savundu.
İMAR PLANINA DA SERT ELEŞTİRİ
Ordu’nun imar planlarının mahkeme kararlarıyla defalarca iptal edildiğini hatırlatan Şanlıtürk, iptal gerekçelerinin açık olduğunu ancak bunları ortadan kaldırarak yeni bir plan yapma iradesi görmediğini savundu.
Şanlıtürk, amacının kentte kavga çıkarmak olmadığını belirterek “Güzellik olsun, istişare olsun. Bu istişarenin neticesinde güzel yapılan işler olsun. Mesele ülke kaynaklarının heba edilmemesi” dedi.
GENEL SEKRETERE: “ELİNDEN GELENİ ARDINA KOYMA”
Programın son bölümünde tansiyon daha da yükseldi. Ordu Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri hakkında sert ifadeler kullanan Şanlıtürk, kendisine yönelik imalı tehditler bulunduğunu öne sürdü ve “Elinden geleni ardına koyma.” dedi.
HTS kayıtlarının incelenebileceğini söyleyen Şanlıtürk, elinde bilgi ve belge bulunduğunu ve gerektiğinde bunları ortaya koyacağını ifade etti.
“KAMU KAYNAKLARIYLA FONLANANLAR BİZE SANSÜR UYGULUYOR”
Şanlıtürk son olarak bazı basın kuruluşlarının kendisine yaklaşık iki yıldır sansür uyguladığını ileri sürdü. Bunun kamu kaynaklarıyla fonlanan medya kuruluşları tarafından yapıldığını iddia eden Şanlıtürk, yerel yönetimleri eleştirmemesi yönünde baskı gördüğünü savundu.
“Baskılara boyun eğmeyiz” diyen Şanlıtürk, Ordu’nun sorunlarını dile getirmeye devam edeceğini söyledi.











