Üçüncü Zil
- Birol Öztürk

- 7 Tem
- 1 dakikada okunur

Tiyatroda “üçüncü zil” diye bir tabir vardır.
Üçüncü zil çaldığında, her şeyi geride bırakır oyuncu ve sahneye çıkar.
Az önce evladını, eşini, anasını babasını, en yakın dostunu toprağa vermiş de olabilir, hayatının kazığını yediğini, ihanetin en hainine maruz kaldığını öğrenmiş de olabilir, neyi var neyi yok tüm dünyalığını kaybetmiş de olabilir… Her şey olabilir, olabilir; üçüncü zil çaldığında sahneye çıkmamışsa bir oyuncu, bilki canı bedeninde değildir.
Zihni Göktay, özellikle Kemal Sunal filmlerinin komiklerindendir. Onlarca başarılı tiyatro oyunu, en kralı da “Lüküs Hayat”tır bence… “Kuruntu Ailesi” gibi “Bizimkiler” gibi “Cennet Mahallesi” gibi “Avrupa Yakası” gibi efsane düzlerin koca çınarı…
Oyuncuydu Zihni Göktay, başka da iş bilmezdi. Parayla pulla, servetle şehvetle işi yoktu onların ve ne acı ki, boşlukları dolmuyor, dolmayacak da…
Ve üçüncü zil çaldı!
Perde açıldı!
Bu defa da Zihni Göktay sadık kalmadı randevusuna…
Zaman, tüm mevzuların üzerini örter, bu mevzunun da üzerini örtecek ama izi kalacak bizde… Bizden sonrası mı! Hiç bilmiyorum…
Şişli’de bir apartıman
Yoksa eğer hâlin yaman
Nikel kübik mobilyalar
Duvarda yağlı boyalar
İki tane otomobil
Biri açık, biri değil
Aşçı, uşak, hizmetliler
Dolu mutfak, dolu kiler
Hanım gider, sen gidersin
Gündüzleri çaydan çaya
Gece olur, davetlisin
Ya dineye ya baloya
Hey!
Lüküs hayat
lüküs hayat
Bak keyfine yan gel de yat
Ne ömür şey
Oh ne rahat
Yoktur eşin lüküs hayat











